Perşembe, Aralık 31

-evet!

godspeed you ! black emperor - the dead flag blues

tel gerilir, boşalınca titrer,
ve derinlerimden yankılanır sesi,
ve her çarptığında yükselerek;
yine yanlış zamanda hatırlatır seni.

ulaşılmazlığının üstüne kilit gibi;
yorgun halimin kalıcı olduğunun habercisi.

sen beyazken yanında o yabancı siyah,
ellerin elleri çırpınır, benimkiler ise uykuda.

yokluğunun üstünden zaman geçer,
ama yokluğuna işlemez akrebin zehri,
rüzgar eser bazen de,
ilerlemez gemiler.

ben hala senin bıraktığın limanda,
ellerim uykuda.

emr sag

Cumartesi, Aralık 26

olduğu kadar

söylesem azaltır mıyım derdimden?
midemde çalkanır sıkıntı.

emr sag

dog

run, run and chase the car you can't catch up,
wear the mask, be anonymous and become no one,
loose all your ids and all the things makes you the one,
be useless, suit to your core and that's all.

emr sag

Cumartesi, Aralık 19

sarhoş

varlığından parça kalmasa da hatırlanır yokluğun,
her yağmur yağdığında, var olduğun yerlere su dolar,
hatıran değil, hatıralarının olduğu yerler sızlar,
hatırladıkça seni sarhoş uykular.

emr sag

parça

soğuk işlemiş içime, bir ürpertiyle farkettim gene,
bir şarkının bir notasının içinde saklıymış kaçtığım gerçek,
dinleyerek yüzleştim;

uzaktaydım kendimden, kendim bildiğim herşeyden,
sadece uykuda çözülüyordum,
bir yatak dolusu rüyaya karışıyordum,
asıl mesele; ben saf kendim olamıyorum,
saf emreye katlanamıyorum,

bu yüzden, parçalarım kendimi,
ve her birini uçlara koyarım,
görmesin bir tanesi ötekini,
sonu sonsuz sorulardan bir monolog,

emr sag

Salı, Aralık 15

kanlı göz

uykusız gecenin sabahında, elimde durmaz gerçekler,
uyumadıkça açılır zihnim de ayıkken saklanır,
gece değil uykusuz yıllar lazım bana ki çözeyim herşeyi,
sevmek kolaydı ve vermek güzeldi de;
artık geçmiş gibi hepsi.

emr sag

Perşembe, Aralık 10

bayangamze

başladığın gibi bittin sende,
hayatıma girdiğin gibi aniden çıktın,
unutmak kolaylaştı zaten zamanla,
hatırlananlar hep aynı patikadan gidip, yol yapınca.

varlığın değerliydiydi belki,
ama yokluğun hiç zor değil,
benim için hiç dert olmadı zaten vermek,
alamamak da değil problemim.

istiyorsan beni hayatında,
belki yanında, belki güzin abla konumunda,
yapman gereken tek şey vardı,
o da dürüst kalmaktı.

belki okursan biliyorum ki diyeceksin "ben dürüsttüm",
ben de isterim ki öyle olsun;
ama sevmenin çeşidi yoktur,
ya seviyorsundur ya da hayır,
arasında isen zaten boşver,
ki zaten benim için artık yoksun.

emr sag

Çarşamba, Aralık 9

lost

lost,
lost within,
lost in deep.

can't find the way,
can't find where am i,
can't see a way.

where there is no place,
where there is no trace,
i don't even have a face.

most is white,
rest is black,
but all with no detail.

lost,
lost within,
lost in my brain.

emr sag

Çarşamba, Kasım 25

gitmeden

benim üstüme iki uzun demir çakmışlar,
zaman tren gibi gelir geçer üstümden,
ve tüm sesler sana dair,
duman yükselirken gamzene benzer,

inceyim, inceldim. içim değil arkam görünür benim,
nereye koysan orayım,
bıraksın beni korkular, seninle olayım

gün mesafe koymanın planlarını yapar,
vakit gitmeye doğru akar,
şimdiden sevmek, şimdiden bu kadar fazla;
beni senin içinde nereye koyar?

emr sag

esiriyim basit kafiyenin,

zihnim uykuyla bulanık iken.

Pazar, Kasım 22

you made me an astronaut

dredg - matroshka

with an overwhelming urge to tell you how i feel,
i can only tell, how much i am scared of losing you,
with the threshold of the memories on my shoulder,
as just as a single blessing, with a fuzzy feeling in my head,
i feel lost and found, maybe i'm not in the world,
yet, i've passed the moon, the mars and lots of stars,
maybe i'm in somewhere better but not heard nor has a name,
and in here only thing has its colors left is;
endless need to hold and to be held.

emr sag

Çarşamba, Kasım 18

meteor sag

tüm atmosferi çizmiş,
bir baştan öteki başa gitmiş.

uzuuun bir kuyruk gerisinde,
kıpkırmızı, gecenin karanlığının içinde,

inceden bir ıslık çıkarmış,
hep güzel şarkıları hatırlatmış,

bu hikayede gerçek olmuş dilek;
kader onu yanına getirerek.

özlenir olmuş şimdiden,
arada azıcık bile mesafe varken.

emr sag

Pazar, Kasım 15

isterdim ki;

bob seger - turn the page

otururken;
avcumda elin olsa,
omzumda başın,
vakit beni sen geçse,
saat ise bize işlemese,
geçmişi ve geleceği önemsemesek,
sadece şimdide olsak,
sadece şimdi olsa,
sen şimdi burada olsan,

yatarken;
hayalin dolsa odama,
gölgen düşse yanıma,
ben uyurken bir hayal olsan,
uyandığımda yanımda kalsan,
sarılarak uyusak,
ruhum erise ruhunda,
ve her an hatıran kazınsa odama,
bu gecenin tek sahibi olsak,
sarılarak uyusak,
sarılmış uyansak,

herşeyden öte;
doğduğun günü, varlığımla kutlasam,

emr sag

Cumartesi, Kasım 7

bağırsam?

yağmur damla damla deler,
rüzgar belinden inceltir,
gece üşütür, gündüz çatlatır,
emrsag uykusuz; taş olduğundan beri,

yalan söylemekten öte yalan yaşamalı,
bir masa çok büyük bir ekrana sığmalı
ekranı da daralt sen bir kelimeye kadar daralmalı,
kölesi olalım kafiyenin, ve üstümden geçen çizgiden ibaret kalmalı

dar dünya, dar nefes, dar gece,
emrsag üşengeçliğin dar pençesinde,
yanlız da hem; kimler dinlesin?
bu gece bitmez; bitirmeyi de istemezsin?

derin nefes aldım, nefessiz kaldım,
ikinci nefeste baktım kendimden uzak, kapı dışındayım,
kendim yürümüşüm hem dışarı, çıkarken anahtar üzerinde,
kilitlenmez sanmıştım kapı, şimdi kilit kilit üstüne,

ama haklılar dış kapıdaki pis paspastır yerim,
ben bundan daha değerli de değilim,
derin dedikçe kazdım durdum kendime,
soğuk mezarın kurtçukları açtır cesedime.

öldüm artık, sıra çürümekte.

Perşembe, Kasım 5

olursun

dredg - canyon behind her

hep gezdiğin, bütün köşelerini ezberlediğin bir çöl olursun
ama bir rüzgar eser, harita değişirde kendine yabancı olursun,
sansan da bildiğini; her tanesini,
kendine engel gene sen, bilgelikten olursun,
sevgin muhabbetine engel, sevdiğinden olursun,
ellerinle şekil verdiğin tepelerin yerinde yabancılarını bulursun.

işte bu zaman uykulardan mahrum olursun,
uykularınla birlikte rüyalarından olursun,
tanıyamazsın kendini,
tanıyamadıkça kendinden şüphelenir olursun,
aynasız çöllerde kendinden olursun,
ağlayıpta, bir avuç su bulunca, yansımada kendini bulursun.

emr sag

Pazar, Kasım 1

acı

acıycak tabi, soğuk demir gene derinlerde,
beklediğin gibi, yazmıştın planlarını,
koy hedefini ulaşayamayacağın yerlere,
zihnin versin zehrini kana, yanında çeşni müzik,
uyku sayıklamalardan ibaret bu gece.

emr sag

Cuma, Ekim 30

dikiş

bi dursun vakit,
ilerlemesin saat,
az müsade etsin bana,
anlatacaklarım var benim.

anlatsam size emrsag'ı,
kafasında kareli kağıt,
her çizgide 10 metre duvarları,
binlerce hücrem var benim.

elimde kalem,
duvara vurdukça delsem,
her yıktığıma karşılık üç yenisi gelir,
kaybolmuşluğum sonsuz benim.

ama o zamana dikiş atsam durmaz,
ipliğim kumdan benim

emr sag

Salı, Ekim 27

Çarşamba, Ekim 21

bırak

long distance calling - apparitions

bırak yağsın uzayın taneleri,
bırak çıksın çivisi, bozulsun tüm düzeni.
neşter gibi boydan boya kessin dünyanın bedenini,
açılan yaraya beyaz bulutlar koşsun, pamuk gibi;
kan sağnak yağsın, kanasın tüm sema,
kafamızı delsin pıhtılaşan dolu taneleri.
gündüz biterse gece olsun;
aydan yansıyan ışık;
spotu olsun sahnenin, dünya sahnesinde sergilenen felaketin,
meteorların tiz çığlığı müziği olsun,
kokusu da buram buram kükürt.
iki çıkış kapısı olsun, biri delilik öteki ölüm,
ve azrail toplasın düşenleri

emr sag

Salı, Ekim 20

carrefour

bir koridor düşün, boylu boyunca kapılar dizili olsun,
durmadan yürüsen, sonu gelmeyen türden
her kapıda bin kilit olsun,
arkasından şen kahkahalar gelirken,
bütün anahtarlar kilitlerin yanında asılı olsun,
ama zincirleri hep bir santim kısa olsun.
emrsag uğraşsın dursun,

emr sag

Salı, Eylül 22

launch

while the last space shuttle leaves the earth, a lovely song were transmitted through out the planet. even although there were not any body to hear, a little something may still matter.

well, i stand at the edge,
and this world is at its end,
earth is all done, let's hope it's not scarce,
sky is all gone, let's breath space.

and take one seed from earth,
which all the rest shall spread around,
let that seed be our precious love,

even all of our cells die in a meteor crash,
only love would make it reborn from trash,

sky is all gone, let's breath space

emr sag

Cumartesi, Eylül 19

asfalt emrsag

iğrendim kendimden,
sıcak balçık, kaynarken,
toz konsa, nimetten sayarken
iğrendim bu halimden

emr sag

Pazartesi, Eylül 14

çirkin şehir, güzel şarkılar

dünden bu güne tek bir şey değişti,
tartsan, bir gram etmezdi,
bir kütleye sığmaz,
cebinde kimlik taşımazdı

ama

bugün hem ben,
hem şehir çirkinleşti
bir tek şarkılar güzel,
çünkü hafızalar silindi,
ama şarkılar;
iki gün arasına,
hafızanın üstünden delik deldi.

emr sag

Cumartesi, Eylül 12

long story, short

my very own thoughts about you,
cast a shadow in front of my eyes,
makes it rainy for every spot i glance,
makes it wet for every place i get.

this is not the only way for me,
from various ways, from the list of many,
i feel kind of doomed to pick the hardest,
the one full with rocks, curbs and abysses.

well days pass by the feeling of overwhelming countlessness,
well i slice a piece of emrsag one by one,
paper like statues of myself now hang on the walls,
next one on the top of each other,
congratulations, you have collected all of emrsag calendars.

at the very end of your story in my mind and further inside,
at the end of my sarcastic fairy tale,
in which for once i got picked to be liked and cared,
we are at the end, my dear,
emrsag have burned all the lust,
and now i stand at the end of all the things i felt for you,
and all of it ends with the word; farewell

emr sag

Salı, Eylül 8

çamur

etimizin yapıldığı toprak ile
kaybettiğime dair akan ya da kalan
(o beğendiğin mavi gözlerin arkasında kalan)
değersiz sulardan yapılmış bir gölün içinde
1000 metre derinde
bildiğim en büyük korkunun kucağında
ve son nefesimin en ucundayım


bu sevginin sonuda diğerleri gibi
anca cesedim görecek yüzeyi

emr sag

Pazar, Eylül 6

stones

dredg - ornament

Well, I've been aching for someone I barely met
Well, I've been begging for something I'll never get


stone, that's what i should have been made up with rather than flesh
flesh, and blood shall be snapped out of my bones
bones, should feed and light a fire
fire, that will ligh facedes of buildings
buildings, that made of stones
stones, which i should be made up from

emr sag

Perşembe, Eylül 3

koşmak üzerine

grails - soft temple eşliğinde yazılmıştır

ilerlediğim yol; bayır aşağı bir yol. vadinin içine doğru şu anda bulunduğum yüksek tepelerden kıvrıla kıvrıla iniyor. ama yol sabit değil, tepelerin altına gömülmüş devasa bir kalp çalıştıkça şişiyor ve pörsüyor.

ilerlediğim hep aşağı, hep seni çeken bir yol. yerçekimi kucağını açmış bekler gibi gidiyorsun. ilk önce yavaş yavaş, sakince hızlanıyorsun. hızlanmak hoşuna gittikçe daha çok koşuyorsun, tepe yukarı giden bulutların içine girdikçe daha da koşuyorsun, sis basıyor etrafını, hiç bir yeri göremiyorsun. ama olsun artık tüm gücünle koşuyorsun.

ilerlediğim yol dağlık tepelik bir yerden vadiye doğru aşağı, bir noktadan itibaren bulutlar kaplı, devamı algımın ötesinde, ama yol boyu göz alabildiğine yeşillik davetkar. ağırlıksızmışsın gibi nefes alma ihtiyacın yokmuş gibi koşmak güzel. hep aşağıya hep yerçekiminin kucağına. koşmak kolay.

ama bulutların ardındaki, vadinin o en sonundaki duvarda birden fazla emrsag sureti var.

aynı salaklıkla, her seferinde o taş duvara son sürat toslamakta.

aynı salaklıkla, kendi ağırlığı kendine engel, gene dağ bayır tırmanmakta.
ve yol boyu aklında rüzgar var, çünkü aşağı koşarken rüzgar fısıldar;
seviliyorsun emrsag, sevileceksin emrsag.

bilin ki rüzgarlar duvarların yalancısı,

emr sag

Perşembe, Ağustos 27

fena

şiir olsun diye değil, not almak için yazıyorum;

çok kızgınım kendime,
beyinsiz olduğum için,
aptal olduğum için
saf olduğum için
salak olduğum için
bu kafada kalmaya inat ettiğim için
inanılmaz kızgınım

emr sag

Çarşamba, Ağustos 26

gene itiraf

seni istedikçe,
ben istediğimi anlattıkça,
buna dair yazılar yazdıkça;
senin daha da uzaklaşacağını,
ardını dönerek koşarak kaçacağını ne kadar bilsemde;

ben gene burnumun dikine gideceğim,
gene emrsag olup,
gene yazacağım,
her yazdığımın seni uzaklaştırdığını bile bile,
günümüzde değer görmese dürüstlük,
dürüst kalmak için,
son yazım kesin kayboluşuna dair olana dek,
geldikçe/biriktikçe yazacağım,

odun olmayan/olamayan emr sag

senet

her boş anında ver elini,
tek başına geçireceğin zamanlarını da paylaş,
yanlız kalacağın zaman da olsun tabi,
benden arta kalan vakitlerde,

amacım sınırları geçmek değil,
aradığım pamuk topraklarda hakimiyet değil,
sen sen ol, ben ise zaten değişmemeye yeminli,
istediğim ortada bir çizgi,
hayatına temas edeyim ki;
mutluluğunun baş sebebi ben olayım,
ve tabiki hayat hep gülmek değil,
dert ve kedere de razıyım,
hayatından ne kadar ayırırsan,
o kadarında var olayım.

bana dair ise;
ceplerim hikayelerle dolu,
zihnim yapılacaklarla,
gezilecek çok yer var,
bir tek sensizlik engel,

emrsag

Cuma, Ağustos 21

kibrit

sağnak yağsın göktaşları,
kopsun tüm köprülerin halatları,
balta gibi kessin istanbul'u,
ölsün gençlik, yansın gelecek,
hiçlik doğsun doğudan, batıyı sel alsın,
ortasında ben, uzanayım keyifle,
yeterki beni sevmek zorunda olmayan biri sevsin,
başım dizlerinde, dünyanın sonunu izliyim,
benzin olsun tüm denizler,
kibritini ben atayım

emr sag

Perşembe, Ağustos 20

vesaire

the evpatoria report - eighteen robins road

hava daha sıcak, yazın son günleri,
gene gecenin demlenmiş saatleri,
elimde bir kutu, karşılıklı solmaktayız,
sebep; düşüncelerin bir tanesi sivrilmiş,
kafamda yüksek ses yankılanmakta,
ya hayır diyemediğin için sonra diyorsan,
eğer samimi olamıyorsan, daha kötüsü olmuyorsan,
ben sevgimden ve saygımdan sabrederken,
sabrımdaki ısrarım can sıkıcı olmaya başladıysa,
ve her çabam zaten sırtını dönmüş seni uzağa itecekse
vesaire

adettendir, gelenektir ve tekrarlayacaktır tabi;
ben sevdim,
ve tabi ki sevilmedim

emr sag

Cuma, Ağustos 7

kısa

her yeri siyaha boyamak kolay,
bana renkler lazım

emr sag

budala emrsag, budanan emrsag

yayvan ve yüksek bir ağaç ise zihnim
ve keyif dalları başka kıtalara düşmüşse
o kıtaların sakinleriyle anlaşabiliyorsam eğer
ve o kişiler beni umursamıyorsa
yine de bazı parçalarım yönelmişse onlara
ve ...

... istenildikçe kaçacaksa onlar
ve elde etmenin tek yolu önemsememek,
ilgilenmemek, sevmemek, varlıklarını farketmemek ise
ben uzandıkça kaçacaksa onlar,
ben istedikçe uzaklaşıcaklarsa,
sevilmek ve iyilik istenmemeyi
kötülük ve hakaret sevgiyi getirecekse...

son bahar kapıda,
budama vakti yaklaşmakta

emr sag

Çarşamba, Temmuz 29

pasta

ilk defa dinlediğim actarus - milkfloat eşliğinde yazılmıştır

dilim dilim karanlık,
lokmalar halinde iniyor mideme,
gece bir bütün pasta,
hayalin üstünde süs,

dilim dilim azalıyor vakit,
benim parçalarım da eşlik etmekte,

dilimde ise eşsiz bir tat,
her zamanki kader keder eşleşmesinden,
biraz lezzet bolca eziyet,
dilimde eriyor gece,

belki soslu,
beklemekten acılı,
müzik eşliğinde,
sindiriliyor bu gece,

emr sag

Salı, Temmuz 28

işgal

yabancı güçler sınırlarımdan içeri süzüldü,
işgal altında bedenim,
teslim olmuş halde ve
en basit sözler ile, bir sözünü beklemekteyim,

bedenim sırt üstü yere uzanmış
düğümlenmiş ipler üstümde,
ısrar yolları kapalı,
çözülmesini beklemekteyim,

okurum ve bilirim ki kafan karışık,
kararlar uzanabildiğin noktanın biraz ötesinde,
ama bak ben ise eşik gibi zaten yerdeyim,
ama ısrar yolları bana kapalı,

bende tüm sesler bir olmuş,
her düşünce sana dair,
işgalin altında,
teslim olmuş haldeyim,
gel desin, jnms

özet olarak;
sev beni

emr sag

Perşembe, Temmuz 16

böyle mi?

uyudum,
dalarken gündü zaman,
koyu geceye uyandım,

uyudum,
ben yatarken yazdı,
sararmış mevsime uyandım,

uyudum,
rüyamda kraldım,
sürgünde uyandım,

uyudum,
rüyada yanındaydım,
uzağında uyandım,

uyudum,
rüyamda istiyordun,
gerçekte kaçıyordun,

uyudum,
hayaller güzeldi,
sensiz gerçeklerle uyandım,

uyudum,
sevildim,
uyandım,
istenmedim.

emr sag

Pazartesi, Haziran 15

ağlamıyorum zaten

uğurladım yıldızları, ve bu veda çare olmadı,
saydım sayabileceğim kadar, meşgul kaldı kafam,
bire düşünce yıldızlar ve onu sayarken gözlerim kızarınca,
küller döküldü içimden dışıma, kuraklığım ağladı bu sabah,
sana dair bencilce düşüncelerim yandı kazan kadar kafamda,
küller döküldü yanaklarıma,

emr sag

başlık?

boynumda tasma,
ipi elimde,
verecek birini arıyorum,

sorsalar en önemlisi?
derim özgürlük,
kendimi kandırıyorum

aptalın tekiyim,
sancıları arıyorum,
abdal da olamıyorum

yanlızın tekiyim,
hafiften sallanıyorum,
artık saçmalıyorum,

emr sag

Salı, Haziran 9

ısrarla kafiye

gün bana doğmadı, şafak zaten olmadı, gece aralanmadı,
emre dilim dilim doğrandı, bir arada tutan sebep de kalmadı,
gitti fer, elimde gerçekliğin havuzunun tıpası, bu şafak da aydınlatmadı.

biraz daha karanlık koyun yatağıma, çarşaf tamam da sıra yorgan da.
yorgan tamamsa çakalım iki çivi, tahtalar kapansın, olsun küreksiz gemi.

emr sag

Pazar, Mayıs 31

hayat

bir ülkenin bir şehrinde,
o şehrin bir yolunda bir kaplumbağa öldü,
öldüğünü ne gören ne duyan oldu,
kabuğunu bir kişi gördü,
gören de unuttu ertesi gün unuttu,
üstünde 10 yıl geçince anlamı,
20 yıl sonra izi kalmadı.
hayat zaten bu kadardı.

emr sag

Çarşamba, Mayıs 27

feryat, figan

söyle emre, lütfen söyle nedir derdin?
konuşurdun eskiden, şimdi neden sessizliğin?
takıldın mı bir yerde ya da yıkıldın mı yere?
ne zaman bıraktık adım atmayı?
yaşadıkça, yarını gördükçe yeter demeyi?
nerede küstük seninle?
neydi küstüren bizi?

tek tahminim;
yanlızlık sonunda yıktı bizi,

emr sag

Cumartesi, Mayıs 16

pasif

belli olmasın rotam bu sefer,
çizilmesin planlar kafamda,
gölge yapmayayım geleceğe,
düşeyim yavaşça koltuğa,
sadece oturup izliyeyim olanları,
kader benim için yazsın sevgiyi,
yavaşça uzansın derinlere,
bu sefer elimde kürek olmasın,
ve elime yürek toprağı bulaşmasın,
ağaç gibi yeşersin, kök salar gibi gitsin derine
bu sefer acele olmasın ve acele bitmesin,

emr sag

Pazartesi, Mayıs 11

22 yaşın öğrettikleri

her geçen gün,
her yeni bilgi,
her yeni insan götürmüyormuş seni daha ileriye,
ve işte; her yeni bilgi daha çok bilmek değilmiş,
düz mantık da hizmet etmiyormuş insanoğluna.
her yeni şafak mutluluk getirmiyormuş,
geriye de gidiyormuşuz, geriye de gidilebiliyormuş,
vakit her zaman gelişmeyi değil, bazen ve çoğunlukla daralmayı da içeriyormuş
yarın denince hep umut kaplamıyormuş bedeni
kara bulutlarda belirebiliyormuş

zaman hep ilerlemek değilmiş
hep gelişmek, hep daha iyisine ulaşmak değil,
genellikle bıçak gibi kesermiş dilim dilim insanı,

bazı şeyler varmış, tadılmaması gereken
bilinmese daha iyi olacak gerçekler de içeriyormuş hayat

emr sag

Cuma, Mayıs 1

müslüman ağaç

cami külliyesinde ağaç olsam,
gece boyu şadırvanın sesi ninni,
serin bir gölge olsam,
rüzgar esse inceden,
gün batarken en çok ben izlesem,
boyum uzun,
güneşi ilk ben görsem,
minareyle yarışta hep ben geçsem,
uzun bir ağaç olsam
uzun yaşasam,

emr sag

Salı, Nisan 28

istek listesi

düş yerden göğe,
yağmur topraktan buluta yağsın,
şafakta batsın güneş,
saatin camı çatlasın,
mevsim kışa dönsün yeniden,
dışarsından daha sıcak olsun içim,

zaman veresiye yazsın,
bir kaç gün geri alınsın takvim,
hatalarımızı tekrarlayalım,
gene aynı aptallıkla geçirelim günleri,
hatlarımıza sadık kalalım,

başa sarabilelim rüyalarımızı,
tekrar tekrar izleyelim,
kuklaların ipleri elimizde olsun birkaç dakika daha,
sevdiğimiz şarkı ilk kez bir daha çalsın,
bir daha keşfedelim,

gündüz olmasın,
gece de olmasın,
vakit şafak kalsın,
huzurlu kalalım biraz daha.

emr sag

Pazar, Nisan 26

dar zaman, bun* zaman

1
efkarın son demi de damladı elimden yere,
gene gece, gene bir gömlek gibi çıkardım benliği,
o benliğin yeri, dolaptaki nicelerinin yanı,

2

kendimden soyunup, kendimden arındığımda yine aklıma düşen sen oldun,
hayatımdan günler çıkartıp, hafızalar silinince, geri döndüğüm nokta sen oldun,

3
en yeni, en son acı, daha fazla dönüp durmalı çevresinde,
daha fazla tatmalı,

4
aşkın yokluğunu bile özler oldum,
varlığı zaten ihtimal dışı,
aradığım bir gram acı, tutayım avcumda, bakayım gündüz ve gece,
o zaman belki görmem aynaları,
sahi kim dikiyor bunları her yanıma?
bana gerek balta olacak bir acı,

5
belki korku, belki başkasını sevmemeye karar verdin,
yanlışım olsa kızacağım kendime,
sana kızmak zaten ihtimal dışı,
söyle nasıl kabul edilir, söyle nasıl atlatılır?
emre bir gömlek daha çıkartır,
asar dolaba, diğerlerinin yanına,
karşıma gene geçmiş çıkar,
gene silinir bir kaç gün, belki bir kaç ay

6
yarım yamalak yazmalı bu gece
zaten yarım yamalak halim hayatta,
ölmekte milyon hücre,
doğmak istememekte yerine gelecekler,
ve gün saymakta, umutsuz haldekiler,

7
gece koyu,
dar zaman, bun zaman değişmemekte
emre'nin son demi, elinden yere düşmekte

emr sag

(*bun = bun-al-mak kelimesinin kökü olan bun, "bun geldi" şeklinde kullanılabilir, en azından eskiden kullanılırmış)

Pazartesi, Nisan 13

bitsin

damarımdan kan çekilmiş gibi,
sıkıntı adam boyu, keder dalgaları 30 metre
emre dipsiz kuyuda düşüşte, hala yere değmemekte
duvarlar daralmakta, duvarlar düzleşmekte,
emre bu sefer cidden kendinden geçmekte,
of vur baltayı cellat iplere, bir devir kapansın,
tembellik ve korkunun buzu kanla kaplasın,
emre gene esiri basit kafiyenin,
bir nefes sonra herşey varsın olmasın,
bir nefes ey dostlar, bir nefes
bir nefes alayım, verdiğimde şafak söksün dağ tepe,
belki biter, belki biter, belki biter, hayır bitsin bu gece

emr sag

Pazartesi, Nisan 6

ayna'nın masalı

geçmiş zamanların birinde bir ayna ve o aynanın bir derdi varmış
ayna yanlız hisseder, yanlızlıktan dert yanar, yanına birini ararmış

o ayna hep dolaşmış, bir sürü insanlarla karşılaşmış,
arkasına düşen yansımaları gördükçe, onları hep kendine benzetmiş
ve hep demiş "ne kadar benziyoruz senle ben" diye,

ama insanlar baktıkça aynaya, kendilerini görmüş,
ve hep kendilerine ve geçmişlerine dönmüş,
aynada yanlız kalmış.

emr sag

Pazar, Nisan 5

engel

sahip olduklarım, olamadıklarıma ulaşmama engel,
bulunduğum noktada taşıdıklarım, gitmek istediğim yere gitmeme,
kullandığım kelimelerden örülü duvarlar, yeni kelimelerin olduğu yerlerin önünde,
eskiden kalan izler ya da önceden sevdiklerim, yenileri sevmeme,
geçmişten kalanlar, yeni riskler almama,
ve geçmiş zamana çivilenen dilimlerim, yeni adımlara
ben gene bana engel,

emrsag, kendine engel

post-serenat

sana dair çok şey yazsam,
bin şarkı milyon yazı döşensem,
hepsi aynı şekilde söyleyeceklerimin özüyle bitecek;

özür dilerim;
seni ikna edemediğim;
ve kendimi çiğneyip, sözüne karşı gelemediğim;
ve gösterebileceğim son çabaları göstermediğim;
yüzüme vurduğun kapıya yüklenmediğim;
var olduğuna emin olamadığım bu ufak şansı değerlendirmediğim için

özür dilerim.
not: kendinle mutlu olmanı dilerim.

emr sag

Perşembe, Mart 26

samimi, itiraf, bardak?

sadece söylenişi güzel olsun diye yazmıyorum bu söylediğimi takip edecek cümleleri;
kendi içimde boşlukların ve fazlalıkların kontrolündeyim
sırtımda kendi eksiklerime faydası olmayan yükler taşıyor
ve çukurlardan kaçıyor gibiyim
(o çukurlar ki parçalanmaktan ve dilim dilim azalmaktan kaynaklanıyor.)

bu yüzden bana birşeyler katacak, boşlukları kapatacak ya da unutturacak
birilerinin ya da birşeylerin peşindeyim.
çünkü fazlalık dediklerim sıkıntı değil başkalarına çözüm olacak şeyler

yazmak ise anlık bir çözüm,
3. bir kişi gibi, gözlemle, kişisel ilişki kurmadan anlatmak gibi;
biraz yükseğe çıkıp geçmişi ve geleceği biraz daha iyi görebilmek,
bir mola alıp, derin bir nefes almak gibi.
uzun tren yolculuğunda, mola verilen küçük köy istayonu gibi
tabi sis basmadıkca ya da gökte bulutlar uçuşmadıkça...

emr sag

Cuma, Mart 20

yamaç

ben yamacın ucunda,
ayaklarım sallanmakta yamacın ucunda,
dalgalar metrelerce aşağıda ayaklarıma ulaşma çabasında,
bir serin-ılık rüzgar geçmekte üzerimden,

yamacın tepesinden bir bulut inmekte aşağıya,
yaz mutluluğu değil, bahar hüznü yaşanmakta aslında
daha da samimi halim bilir ki aslında hüzün de değil yaşanan
renkler soluk; salt gerçeğin salt yalınlığı yüzünden,

tepeden bir beyaz-gri bulut salına salına inmekte,
farkeden ben rüzgara umudunu bağlamış
ama bulut alçaldıkça grileşmekte ve yavaşça sise dönüşmekte
ben ise atmosferi tek nefeste ciğerine toplamış
ama hala çözümü rüzgarlardan beklemekte,

off aman her söze illa kafiye gerekmiyor ki
kıçı sanki kayalara yapışmış gibi oturmuş kalmışım
burası neresi? cevap: dünyanın son ucu
sanki tek ince dal ben kalmışım,

emr sag

Salı, Mart 17

el sallamak üzerine

kış arefesi, yaprak mezarlığı misali,
fazla derine inmemiş izlerini yüzeyden temizledim
aslında derdim de senden çok kendimle
ama bu gece, sana iyi geceler diyebilmek istedim.
beni hangi sınıfa koyarsan koy,
seni uyku diyarlarına ben uğurlamak istedim.
sevgi ya da etkin değil ufak bir iz gibi kalmış,
sanırım ben de ona tutunmak istedim,
hissetiğim hüzün de değil hani,
kendi içimde tekrardan yeni bir yere geldim.

emr sag

Pazartesi, Mart 16

birinci ihtar

ben dediğim bir araya gelmiş bir kaç damla sıvı,
kirli bir küvetin içinde kendi halinde dalgalanır,
şimdi ise dipteki tıpa çekilmiş gibi,
hortumlarla, girdaplarla çalkalanır,
ben ise tam bir salak;
anca bok yolunda aklanır ve akıllanır,

emr sag

Cumartesi, Mart 14

derin

gel soğuk metal, göster merhametini,
bu gece dar, aç havadar delikleri

hayır sen değilsin bu darlığın sebebi
sahne de oynayan da benim,
kafam kopmuş gibi, hissizleşmekte cesedim,
ama hayır, giyotini kuran ipi kesen de benim

emr sag

Cuma, Mart 13

melankoli mesaisi

hissettiğim soğuk bir esinti,
belki yanlızlığın belki gecenin etkisi,
etki ise karanlığın içime işlemesi,

geride bıraktığım zekamın belirtisi,
geleceğin geçmişe sabitlenmesi,

ben ise keşkelerin esiri,
anım ise melankolinin mesaisi.

emr sag

Perşembe, Mart 12

tsunami

açığa düştü gök taşı
anca şimdi geliyor dalga,
sen de sevemedin sonuçta
bundan sonra sevemez beni dünyadan biri
ben kurayım uzaklara kalemi
dev şatomda tek başıma
kimse de istemez ki
gel gece, gel dalga örtün kaplayın beni,
bir nefesim kesilse, kesilir hissettiklerim,
korkum örter anı,
korkma emre, emrelikten çıkmaya az kaldı

emr sag

Çarşamba, Mart 11

kişisel not

insan ne dilediğini söylerken dikkat etmeliymiş,
bakalım emrsag 23 Şubat'ta yani bundan 16 gün önce ne demiş;
ve diledikleri nasıl gerçek olmuş;

bir porsiyon karanlık

bu gece dar geldi, daha derinini getirin,
bu keder de bitti, yenisini getirin,
efkarım tükendi, dizin yeni dağları önüme,
kuyunun da sonu, sarılın küreklere,
gömün beni daha derinlere,

emr sag derinlerden bildirdi.

Pazar, Mart 8

salt

gece boyu sen uyurken,
rüyalarının başında nöbet bekledim,
ve şafak vakti, güneş doğarken
seni ışığa emanet ediyor,
hayallerinle uykuya dalıyorum.

emr sag

laflar, hayaller

hayatın bereket çeşmelerinden güzellik akıyor,
ben buna dair her şeyi yazsam ve anlatsam,
bin kelime yazsam, biner betimlemeyle bin hikaye yazsam,
dilime gelen herşeyi yazsam, hepsinden yüzer yüzer çoğaltsam,
bir anda içimden geçenleri anlatabileyim diye umsam,
o umutlar bulut olsa, o bulutları derin iç çekişler taşısa,
gene yağmur yağsa, hüzünsüz olanından
yazın yağanından, ılık ıslatanından,
bir dudak bükülse, kenarlarından üste,
zaman gece ya da gündüz olsa farketmese,
zihnim kafamdan bir beş karış daha öteye gitse,
şu anda zamana bir çivi çaksak,
o çivi tüm fezayı delse,
ucu da biz istedik diye sonsuza değse
klişeler benim için ilk kez söylenmiş kabul edilse,
bu vakitler çok güzel,
bu vakitlerin bereketi çok olsa
hiç biri olmadıysa; bir dudak bükülse,
sebebi ben olsam,
mutluluğa doysam.

emr sag

Cumartesi, Mart 7

uyku

zaman daha çabuk geçer belki,
hem kim bilir? kimdedir rüyaların kalemi,
kimleri çizer zihnin üstüne,
off, of. keder bastı zaten son andan beri,
izin çıktı sol yanımda,
sızlıyor inceden,
en iyisi atlamalı zamanda,
koyu laci denizlere dalmalı,
hem kim bilir dalgaların hakimi kimdir,
köpüren sular arasında kimi getirir,

emr sag

Cuma, Mart 6

yeniden kendime

halının altına süpürdüklerim,
biraz sırt çevirip, bazılarını görmezden geldiklerim,
masada karşı karşıya oturanlarım,
gece zombi, gündüz mülayim olanlarım,
vampir yanım, oyuncu tarafım,
havada süzülen tüm adalarım,
toplanın.

emr sag

Salı, Mart 3

bir porsiyon emrsag

kelimeler, gücüm kadar emrediyorum,
gelin, toplanın bu gece,
bu gece emre bir zamk arıyor,
parçalarım düşüyor fezadan,
gelin bir arada tutun,
bu gece, bin emre bire düşüyor,

hadi,
kuraklığın sonu geliyor,
geceyi boydan boya tek bir çizgi çiziyor,
gök yarılıyor ve semadan renkler yağıyor,

off olmuyor,
her parçam gene bana dönüyor
ama; kelimeler eksik kalıyor.

emrsag

Cuma, Şubat 27

ben var ingilizce saçmalamak

collect the trash in your mind, create your dream,
give me a little role in, let me be a part of it,
you may dream of somebody else, i don't care,
give me a little time, lend me a little part in it,
two seconds are enough for one little kiss,
you don't have to feel it, share a chick, let me feel a little bit

emr sag

Pazartesi, Şubat 23

bir porsiyon karanlık

bu gece dar geldi, daha derinini getirin,
bu keder de bitti, yenisini getirin,
efkarım tükendi, dizin yeni dağları önüme,
kuyunun da sonu, sarılın küreklere,
gömün beni daha derinlere,

emr sag

Salı, Ocak 13

selam ayna, ben geldim

ah evet malesef konuşacak herkesin işi vardı, ya da canları sıkılmıştı artık. haklı gibilerde aslında sıkılmakta. neyse,

evet malesef konuşacak herkesin işi vardı ve konuşmak istediğim son kişiyle konuştum. yani sürekli kafadaki çok seslilik değildi bu, en klişe laf ile aynadaki yabancı ileydi. yani gözler, çene, seyrek sakallımsı varlıklar, kollar hepsi hepsi yabancı gibi

örtüşmüyor. yani
kelimeler bitti.

sağolun dostlar tanıdığınız bir emre var sanırım, ama ben o değilim.
tanımayanlar içinse dert yok zaten, ben zaten yabancı biriyim.

biraz daha kelimem var sanırım;
yani ayna sanki bir cam, karşıda bir palyanço var her hareketimi taklit eden, ve ben ne düşünüyorsam onu düşünmeyen.

ne zamandır aynaya bakmıyordum ben? yani bakıyordum da görmüyordum.
kayıp ki ne kayıp, ayıp ki ne ayıp.

tamam asosyalim belki, fazla insan ile görüşmüyorum bu kesin, ama görüştüklerimin bile tanıdığı kişinin ben olduğumdan emin değilim. bu kimim ben? bunalımı değil. önceliklerim -uygulamasam da- sıralı, sevdiklerim belli sevmediklerim. sadece sanırım o kadar asosyleştim ki kendimden bile uzaklaştım. kendimden dediğim sizlerin bildiği yüzüm filan yani cesedim.

kasıtlı mı yapıyorum diye de düşündüm hani, belki seviyorum kendime dert çıkarmayı filan. bu o durumlardan biri değil, en azından zihnimdeki renkleri öyle değil. o dertler mavi kartonda olurdu hep, mavi karton üzerine kağıttan duvarlar filan.

artık renkler de yok sanki.

kısacası ben sizin gördüğünüz kişinin kim olduğunu tanımıyorum.
ve bundan dolayı üzülmüyorum bile. üzülemiyorum ya da.

neyse, zaten okuyan da yok. yani okuması gereken kişiler okumuyor. (evet sen birtan, kardeş müsfettesi)

emrsag ya da herneyse.

fall

on and on the strain beauty from afar help is on its way i know you love to fall days of yester-autumn last time we were free from worries t...