godspeed you ! black emperor - the dead flag blues
tel gerilir, boşalınca titrer,
ve derinlerimden yankılanır sesi,
ve her çarptığında yükselerek;
yine yanlış zamanda hatırlatır seni.
ulaşılmazlığının üstüne kilit gibi;
yorgun halimin kalıcı olduğunun habercisi.
sen beyazken yanında o yabancı siyah,
ellerin elleri çırpınır, benimkiler ise uykuda.
yokluğunun üstünden zaman geçer,
ama yokluğuna işlemez akrebin zehri,
rüzgar eser bazen de,
ilerlemez gemiler.
ben hala senin bıraktığın limanda,
ellerim uykuda.
emr sag
Perşembe, Aralık 31
Cumartesi, Aralık 26
dog
run, run and chase the car you can't catch up,
wear the mask, be anonymous and become no one,
loose all your ids and all the things makes you the one,
be useless, suit to your core and that's all.
emr sag
wear the mask, be anonymous and become no one,
loose all your ids and all the things makes you the one,
be useless, suit to your core and that's all.
emr sag
Cumartesi, Aralık 19
sarhoş
varlığından parça kalmasa da hatırlanır yokluğun,
her yağmur yağdığında, var olduğun yerlere su dolar,
hatıran değil, hatıralarının olduğu yerler sızlar,
hatırladıkça seni sarhoş uykular.
emr sag
her yağmur yağdığında, var olduğun yerlere su dolar,
hatıran değil, hatıralarının olduğu yerler sızlar,
hatırladıkça seni sarhoş uykular.
emr sag
parça
soğuk işlemiş içime, bir ürpertiyle farkettim gene,
bir şarkının bir notasının içinde saklıymış kaçtığım gerçek,
dinleyerek yüzleştim;
uzaktaydım kendimden, kendim bildiğim herşeyden,
sadece uykuda çözülüyordum,
bir yatak dolusu rüyaya karışıyordum,
asıl mesele; ben saf kendim olamıyorum,
saf emreye katlanamıyorum,
bu yüzden, parçalarım kendimi,
ve her birini uçlara koyarım,
görmesin bir tanesi ötekini,
sonu sonsuz sorulardan bir monolog,
emr sag
bir şarkının bir notasının içinde saklıymış kaçtığım gerçek,
dinleyerek yüzleştim;
uzaktaydım kendimden, kendim bildiğim herşeyden,
sadece uykuda çözülüyordum,
bir yatak dolusu rüyaya karışıyordum,
asıl mesele; ben saf kendim olamıyorum,
saf emreye katlanamıyorum,
bu yüzden, parçalarım kendimi,
ve her birini uçlara koyarım,
görmesin bir tanesi ötekini,
sonu sonsuz sorulardan bir monolog,
emr sag
Salı, Aralık 15
kanlı göz
uykusız gecenin sabahında, elimde durmaz gerçekler,
uyumadıkça açılır zihnim de ayıkken saklanır,
gece değil uykusuz yıllar lazım bana ki çözeyim herşeyi,
sevmek kolaydı ve vermek güzeldi de;
artık geçmiş gibi hepsi.
emr sag
uyumadıkça açılır zihnim de ayıkken saklanır,
gece değil uykusuz yıllar lazım bana ki çözeyim herşeyi,
sevmek kolaydı ve vermek güzeldi de;
artık geçmiş gibi hepsi.
emr sag
Perşembe, Aralık 10
bayangamze
başladığın gibi bittin sende,
hayatıma girdiğin gibi aniden çıktın,
unutmak kolaylaştı zaten zamanla,
hatırlananlar hep aynı patikadan gidip, yol yapınca.
varlığın değerliydiydi belki,
ama yokluğun hiç zor değil,
benim için hiç dert olmadı zaten vermek,
alamamak da değil problemim.
istiyorsan beni hayatında,
belki yanında, belki güzin abla konumunda,
yapman gereken tek şey vardı,
o da dürüst kalmaktı.
belki okursan biliyorum ki diyeceksin "ben dürüsttüm",
ben de isterim ki öyle olsun;
ama sevmenin çeşidi yoktur,
ya seviyorsundur ya da hayır,
arasında isen zaten boşver,
ki zaten benim için artık yoksun.
emr sag
hayatıma girdiğin gibi aniden çıktın,
unutmak kolaylaştı zaten zamanla,
hatırlananlar hep aynı patikadan gidip, yol yapınca.
varlığın değerliydiydi belki,
ama yokluğun hiç zor değil,
benim için hiç dert olmadı zaten vermek,
alamamak da değil problemim.
istiyorsan beni hayatında,
belki yanında, belki güzin abla konumunda,
yapman gereken tek şey vardı,
o da dürüst kalmaktı.
belki okursan biliyorum ki diyeceksin "ben dürüsttüm",
ben de isterim ki öyle olsun;
ama sevmenin çeşidi yoktur,
ya seviyorsundur ya da hayır,
arasında isen zaten boşver,
ki zaten benim için artık yoksun.
emr sag
Çarşamba, Aralık 9
lost
lost,
lost within,
lost in deep.
can't find the way,
can't find where am i,
can't see a way.
where there is no place,
where there is no trace,
i don't even have a face.
most is white,
rest is black,
but all with no detail.
lost,
lost within,
lost in my brain.
emr sag
lost within,
lost in deep.
can't find the way,
can't find where am i,
can't see a way.
where there is no place,
where there is no trace,
i don't even have a face.
most is white,
rest is black,
but all with no detail.
lost,
lost within,
lost in my brain.
emr sag
Çarşamba, Kasım 25
gitmeden
benim üstüme iki uzun demir çakmışlar,
zaman tren gibi gelir geçer üstümden,
ve tüm sesler sana dair,
duman yükselirken gamzene benzer,
inceyim, inceldim. içim değil arkam görünür benim,
nereye koysan orayım,
bıraksın beni korkular, seninle olayım
gün mesafe koymanın planlarını yapar,
vakit gitmeye doğru akar,
şimdiden sevmek, şimdiden bu kadar fazla;
beni senin içinde nereye koyar?
emr sag
esiriyim basit kafiyenin,
zihnim uykuyla bulanık iken.
zaman tren gibi gelir geçer üstümden,
ve tüm sesler sana dair,
duman yükselirken gamzene benzer,
inceyim, inceldim. içim değil arkam görünür benim,
nereye koysan orayım,
bıraksın beni korkular, seninle olayım
gün mesafe koymanın planlarını yapar,
vakit gitmeye doğru akar,
şimdiden sevmek, şimdiden bu kadar fazla;
beni senin içinde nereye koyar?
emr sag
esiriyim basit kafiyenin,
zihnim uykuyla bulanık iken.
Pazar, Kasım 22
you made me an astronaut
dredg - matroshka
with an overwhelming urge to tell you how i feel,
i can only tell, how much i am scared of losing you,
with the threshold of the memories on my shoulder,
as just as a single blessing, with a fuzzy feeling in my head,
i feel lost and found, maybe i'm not in the world,
yet, i've passed the moon, the mars and lots of stars,
maybe i'm in somewhere better but not heard nor has a name,
and in here only thing has its colors left is;
endless need to hold and to be held.
emr sag
with an overwhelming urge to tell you how i feel,
i can only tell, how much i am scared of losing you,
with the threshold of the memories on my shoulder,
as just as a single blessing, with a fuzzy feeling in my head,
i feel lost and found, maybe i'm not in the world,
yet, i've passed the moon, the mars and lots of stars,
maybe i'm in somewhere better but not heard nor has a name,
and in here only thing has its colors left is;
endless need to hold and to be held.
emr sag
Çarşamba, Kasım 18
meteor sag
tüm atmosferi çizmiş,
bir baştan öteki başa gitmiş.
uzuuun bir kuyruk gerisinde,
kıpkırmızı, gecenin karanlığının içinde,
inceden bir ıslık çıkarmış,
hep güzel şarkıları hatırlatmış,
bu hikayede gerçek olmuş dilek;
kader onu yanına getirerek.
özlenir olmuş şimdiden,
arada azıcık bile mesafe varken.
emr sag
bir baştan öteki başa gitmiş.
uzuuun bir kuyruk gerisinde,
kıpkırmızı, gecenin karanlığının içinde,
inceden bir ıslık çıkarmış,
hep güzel şarkıları hatırlatmış,
bu hikayede gerçek olmuş dilek;
kader onu yanına getirerek.
özlenir olmuş şimdiden,
arada azıcık bile mesafe varken.
emr sag
Pazar, Kasım 15
isterdim ki;
bob seger - turn the page
otururken;
avcumda elin olsa,
omzumda başın,
vakit beni sen geçse,
saat ise bize işlemese,
geçmişi ve geleceği önemsemesek,
sadece şimdide olsak,
sadece şimdi olsa,
sen şimdi burada olsan,
yatarken;
hayalin dolsa odama,
gölgen düşse yanıma,
ben uyurken bir hayal olsan,
uyandığımda yanımda kalsan,
sarılarak uyusak,
ruhum erise ruhunda,
ve her an hatıran kazınsa odama,
bu gecenin tek sahibi olsak,
sarılarak uyusak,
sarılmış uyansak,
herşeyden öte;
doğduğun günü, varlığımla kutlasam,
emr sag
otururken;
avcumda elin olsa,
omzumda başın,
vakit beni sen geçse,
saat ise bize işlemese,
geçmişi ve geleceği önemsemesek,
sadece şimdide olsak,
sadece şimdi olsa,
sen şimdi burada olsan,
yatarken;
hayalin dolsa odama,
gölgen düşse yanıma,
ben uyurken bir hayal olsan,
uyandığımda yanımda kalsan,
sarılarak uyusak,
ruhum erise ruhunda,
ve her an hatıran kazınsa odama,
bu gecenin tek sahibi olsak,
sarılarak uyusak,
sarılmış uyansak,
herşeyden öte;
doğduğun günü, varlığımla kutlasam,
emr sag
Cumartesi, Kasım 7
bağırsam?
yağmur damla damla deler,
rüzgar belinden inceltir,
gece üşütür, gündüz çatlatır,
emrsag uykusuz; taş olduğundan beri,
yalan söylemekten öte yalan yaşamalı,
bir masa çok büyük bir ekrana sığmalı
ekranı da daralt sen bir kelimeye kadar daralmalı,
kölesi olalım kafiyenin, ve üstümden geçen çizgiden ibaret kalmalı
dar dünya, dar nefes, dar gece,
emrsag üşengeçliğin dar pençesinde,
yanlız da hem; kimler dinlesin?
bu gece bitmez; bitirmeyi de istemezsin?
derin nefes aldım, nefessiz kaldım,
ikinci nefeste baktım kendimden uzak, kapı dışındayım,
kendim yürümüşüm hem dışarı, çıkarken anahtar üzerinde,
kilitlenmez sanmıştım kapı, şimdi kilit kilit üstüne,
ama haklılar dış kapıdaki pis paspastır yerim,
ben bundan daha değerli de değilim,
derin dedikçe kazdım durdum kendime,
soğuk mezarın kurtçukları açtır cesedime.
öldüm artık, sıra çürümekte.
rüzgar belinden inceltir,
gece üşütür, gündüz çatlatır,
emrsag uykusuz; taş olduğundan beri,
yalan söylemekten öte yalan yaşamalı,
bir masa çok büyük bir ekrana sığmalı
ekranı da daralt sen bir kelimeye kadar daralmalı,
kölesi olalım kafiyenin, ve üstümden geçen çizgiden ibaret kalmalı
dar dünya, dar nefes, dar gece,
emrsag üşengeçliğin dar pençesinde,
yanlız da hem; kimler dinlesin?
bu gece bitmez; bitirmeyi de istemezsin?
derin nefes aldım, nefessiz kaldım,
ikinci nefeste baktım kendimden uzak, kapı dışındayım,
kendim yürümüşüm hem dışarı, çıkarken anahtar üzerinde,
kilitlenmez sanmıştım kapı, şimdi kilit kilit üstüne,
ama haklılar dış kapıdaki pis paspastır yerim,
ben bundan daha değerli de değilim,
derin dedikçe kazdım durdum kendime,
soğuk mezarın kurtçukları açtır cesedime.
öldüm artık, sıra çürümekte.
Perşembe, Kasım 5
olursun
dredg - canyon behind her
hep gezdiğin, bütün köşelerini ezberlediğin bir çöl olursun
ama bir rüzgar eser, harita değişirde kendine yabancı olursun,
sansan da bildiğini; her tanesini,
kendine engel gene sen, bilgelikten olursun,
sevgin muhabbetine engel, sevdiğinden olursun,
ellerinle şekil verdiğin tepelerin yerinde yabancılarını bulursun.
işte bu zaman uykulardan mahrum olursun,
uykularınla birlikte rüyalarından olursun,
tanıyamazsın kendini,
tanıyamadıkça kendinden şüphelenir olursun,
aynasız çöllerde kendinden olursun,
ağlayıpta, bir avuç su bulunca, yansımada kendini bulursun.
emr sag
hep gezdiğin, bütün köşelerini ezberlediğin bir çöl olursun
ama bir rüzgar eser, harita değişirde kendine yabancı olursun,
sansan da bildiğini; her tanesini,
kendine engel gene sen, bilgelikten olursun,
sevgin muhabbetine engel, sevdiğinden olursun,
ellerinle şekil verdiğin tepelerin yerinde yabancılarını bulursun.
işte bu zaman uykulardan mahrum olursun,
uykularınla birlikte rüyalarından olursun,
tanıyamazsın kendini,
tanıyamadıkça kendinden şüphelenir olursun,
aynasız çöllerde kendinden olursun,
ağlayıpta, bir avuç su bulunca, yansımada kendini bulursun.
emr sag
Pazar, Kasım 1
acı
acıycak tabi, soğuk demir gene derinlerde,
beklediğin gibi, yazmıştın planlarını,
koy hedefini ulaşayamayacağın yerlere,
zihnin versin zehrini kana, yanında çeşni müzik,
uyku sayıklamalardan ibaret bu gece.
emr sag
beklediğin gibi, yazmıştın planlarını,
koy hedefini ulaşayamayacağın yerlere,
zihnin versin zehrini kana, yanında çeşni müzik,
uyku sayıklamalardan ibaret bu gece.
emr sag
Cuma, Ekim 30
dikiş
bi dursun vakit,
ilerlemesin saat,
az müsade etsin bana,
anlatacaklarım var benim.
anlatsam size emrsag'ı,
kafasında kareli kağıt,
her çizgide 10 metre duvarları,
binlerce hücrem var benim.
elimde kalem,
duvara vurdukça delsem,
her yıktığıma karşılık üç yenisi gelir,
kaybolmuşluğum sonsuz benim.
ama o zamana dikiş atsam durmaz,
ipliğim kumdan benim
emr sag
ilerlemesin saat,
az müsade etsin bana,
anlatacaklarım var benim.
anlatsam size emrsag'ı,
kafasında kareli kağıt,
her çizgide 10 metre duvarları,
binlerce hücrem var benim.
elimde kalem,
duvara vurdukça delsem,
her yıktığıma karşılık üç yenisi gelir,
kaybolmuşluğum sonsuz benim.
ama o zamana dikiş atsam durmaz,
ipliğim kumdan benim
emr sag
Salı, Ekim 27
Çarşamba, Ekim 21
bırak
long distance calling - apparitions
bırak yağsın uzayın taneleri,
bırak çıksın çivisi, bozulsun tüm düzeni.
neşter gibi boydan boya kessin dünyanın bedenini,
açılan yaraya beyaz bulutlar koşsun, pamuk gibi;
kan sağnak yağsın, kanasın tüm sema,
kafamızı delsin pıhtılaşan dolu taneleri.
gündüz biterse gece olsun;
aydan yansıyan ışık;
spotu olsun sahnenin, dünya sahnesinde sergilenen felaketin,
meteorların tiz çığlığı müziği olsun,
kokusu da buram buram kükürt.
iki çıkış kapısı olsun, biri delilik öteki ölüm,
ve azrail toplasın düşenleri
emr sag
bırak yağsın uzayın taneleri,
bırak çıksın çivisi, bozulsun tüm düzeni.
neşter gibi boydan boya kessin dünyanın bedenini,
açılan yaraya beyaz bulutlar koşsun, pamuk gibi;
kan sağnak yağsın, kanasın tüm sema,
kafamızı delsin pıhtılaşan dolu taneleri.
gündüz biterse gece olsun;
aydan yansıyan ışık;
spotu olsun sahnenin, dünya sahnesinde sergilenen felaketin,
meteorların tiz çığlığı müziği olsun,
kokusu da buram buram kükürt.
iki çıkış kapısı olsun, biri delilik öteki ölüm,
ve azrail toplasın düşenleri
emr sag
Salı, Ekim 20
carrefour
bir koridor düşün, boylu boyunca kapılar dizili olsun,
durmadan yürüsen, sonu gelmeyen türden
her kapıda bin kilit olsun,
arkasından şen kahkahalar gelirken,
bütün anahtarlar kilitlerin yanında asılı olsun,
ama zincirleri hep bir santim kısa olsun.
emrsag uğraşsın dursun,
emr sag
durmadan yürüsen, sonu gelmeyen türden
her kapıda bin kilit olsun,
arkasından şen kahkahalar gelirken,
bütün anahtarlar kilitlerin yanında asılı olsun,
ama zincirleri hep bir santim kısa olsun.
emrsag uğraşsın dursun,
emr sag
Salı, Eylül 22
launch
while the last space shuttle leaves the earth, a lovely song were transmitted through out the planet. even although there were not any body to hear, a little something may still matter.
well, i stand at the edge,
and this world is at its end,
earth is all done, let's hope it's not scarce,
sky is all gone, let's breath space.
and take one seed from earth,
which all the rest shall spread around,
let that seed be our precious love,
even all of our cells die in a meteor crash,
only love would make it reborn from trash,
sky is all gone, let's breath space
emr sag
well, i stand at the edge,
and this world is at its end,
earth is all done, let's hope it's not scarce,
sky is all gone, let's breath space.and take one seed from earth,
which all the rest shall spread around,
let that seed be our precious love,
even all of our cells die in a meteor crash,
only love would make it reborn from trash,
sky is all gone, let's breath space
emr sag
Cumartesi, Eylül 19
asfalt emrsag
iğrendim kendimden,
sıcak balçık, kaynarken,
toz konsa, nimetten sayarken
iğrendim bu halimden
emr sag
sıcak balçık, kaynarken,
toz konsa, nimetten sayarken
iğrendim bu halimden
emr sag
Pazartesi, Eylül 14
çirkin şehir, güzel şarkılar
dünden bu güne tek bir şey değişti,
tartsan, bir gram etmezdi,
bir kütleye sığmaz,
cebinde kimlik taşımazdı
ama
bugün hem ben,
hem şehir çirkinleşti
bir tek şarkılar güzel,
çünkü hafızalar silindi,
ama şarkılar;
iki gün arasına,
hafızanın üstünden delik deldi.
emr sag
tartsan, bir gram etmezdi,
bir kütleye sığmaz,
cebinde kimlik taşımazdı
ama
bugün hem ben,
hem şehir çirkinleşti
bir tek şarkılar güzel,
çünkü hafızalar silindi,
ama şarkılar;
iki gün arasına,
hafızanın üstünden delik deldi.
emr sag
Cumartesi, Eylül 12
long story, short
my very own thoughts about you,
cast a shadow in front of my eyes,
makes it rainy for every spot i glance,
makes it wet for every place i get.
this is not the only way for me,
from various ways, from the list of many,
i feel kind of doomed to pick the hardest,
the one full with rocks, curbs and abysses.
well days pass by the feeling of overwhelming countlessness,
well i slice a piece of emrsag one by one,
paper like statues of myself now hang on the walls,
next one on the top of each other,
congratulations, you have collected all of emrsag calendars.
at the very end of your story in my mind and further inside,
at the end of my sarcastic fairy tale,
in which for once i got picked to be liked and cared,
we are at the end, my dear,
emrsag have burned all the lust,
and now i stand at the end of all the things i felt for you,
and all of it ends with the word; farewell
emr sag
cast a shadow in front of my eyes,
makes it rainy for every spot i glance,
makes it wet for every place i get.
this is not the only way for me,
from various ways, from the list of many,
i feel kind of doomed to pick the hardest,
the one full with rocks, curbs and abysses.
well days pass by the feeling of overwhelming countlessness,
well i slice a piece of emrsag one by one,
paper like statues of myself now hang on the walls,
next one on the top of each other,
congratulations, you have collected all of emrsag calendars.
at the very end of your story in my mind and further inside,
at the end of my sarcastic fairy tale,
in which for once i got picked to be liked and cared,
we are at the end, my dear,
emrsag have burned all the lust,
and now i stand at the end of all the things i felt for you,
and all of it ends with the word; farewell
emr sag
Salı, Eylül 8
çamur
etimizin yapıldığı toprak ile
kaybettiğime dair akan ya da kalan
(o beğendiğin mavi gözlerin arkasında kalan)
değersiz sulardan yapılmış bir gölün içinde
1000 metre derinde
bildiğim en büyük korkunun kucağında
ve son nefesimin en ucundayım
bu sevginin sonuda diğerleri gibi
anca cesedim görecek yüzeyi
emr sag
kaybettiğime dair akan ya da kalan
(o beğendiğin mavi gözlerin arkasında kalan)
değersiz sulardan yapılmış bir gölün içinde
1000 metre derinde
bildiğim en büyük korkunun kucağında
ve son nefesimin en ucundayım
bu sevginin sonuda diğerleri gibi
anca cesedim görecek yüzeyi
emr sag
Pazar, Eylül 6
stones
dredg - ornament

Well, I've been aching for someone I barely met
Well, I've been begging for something I'll never get
stone, that's what i should have been made up with rather than flesh
flesh, and blood shall be snapped out of my bones
bones, should feed and light a fire
fire, that will ligh facedes of buildings
buildings, that made of stones
stones, which i should be made up from
emr sag

Well, I've been aching for someone I barely metWell, I've been begging for something I'll never get
stone, that's what i should have been made up with rather than flesh
flesh, and blood shall be snapped out of my bones
bones, should feed and light a fire
fire, that will ligh facedes of buildings
buildings, that made of stones
stones, which i should be made up from
emr sag
Perşembe, Eylül 3
koşmak üzerine
grails - soft temple eşliğinde yazılmıştır
ilerlediğim yol; bayır aşağı bir yol. vadinin içine doğru şu anda bulunduğum yüksek tepelerden kıvrıla kıvrıla iniyor. ama yol sabit değil, tepelerin altına gömülmüş devasa bir kalp çalıştıkça şişiyor ve pörsüyor.
ilerlediğim hep aşağı, hep seni çeken bir yol. yerçekimi kucağını açmış bekler gibi gidiyorsun. ilk önce yavaş yavaş, sakince hızlanıyorsun. hızlanmak hoşuna gittikçe daha çok koşuyorsun, tepe yukarı giden bulutların içine girdikçe daha da koşuyorsun, sis basıyor etrafını, hiç bir yeri göremiyorsun. ama olsun artık tüm gücünle koşuyorsun.
ilerlediğim yol dağlık tepelik bir yerden vadiye doğru aşağı, bir noktadan itibaren bulutlar kaplı, devamı algımın ötesinde, ama yol boyu göz alabildiğine yeşillik davetkar. ağırlıksızmışsın gibi nefes alma ihtiyacın yokmuş gibi koşmak güzel. hep aşağıya hep yerçekiminin kucağına. koşmak kolay.
ama bulutların ardındaki, vadinin o en sonundaki duvarda birden fazla emrsag sureti var.
aynı salaklıkla, her seferinde o taş duvara son sürat toslamakta.
aynı salaklıkla, kendi ağırlığı kendine engel, gene dağ bayır tırmanmakta.
ve yol boyu aklında rüzgar var, çünkü aşağı koşarken rüzgar fısıldar;
seviliyorsun emrsag, sevileceksin emrsag.
bilin ki rüzgarlar duvarların yalancısı,
emr sag
ilerlediğim yol; bayır aşağı bir yol. vadinin içine doğru şu anda bulunduğum yüksek tepelerden kıvrıla kıvrıla iniyor. ama yol sabit değil, tepelerin altına gömülmüş devasa bir kalp çalıştıkça şişiyor ve pörsüyor.
ilerlediğim hep aşağı, hep seni çeken bir yol. yerçekimi kucağını açmış bekler gibi gidiyorsun. ilk önce yavaş yavaş, sakince hızlanıyorsun. hızlanmak hoşuna gittikçe daha çok koşuyorsun, tepe yukarı giden bulutların içine girdikçe daha da koşuyorsun, sis basıyor etrafını, hiç bir yeri göremiyorsun. ama olsun artık tüm gücünle koşuyorsun.
ilerlediğim yol dağlık tepelik bir yerden vadiye doğru aşağı, bir noktadan itibaren bulutlar kaplı, devamı algımın ötesinde, ama yol boyu göz alabildiğine yeşillik davetkar. ağırlıksızmışsın gibi nefes alma ihtiyacın yokmuş gibi koşmak güzel. hep aşağıya hep yerçekiminin kucağına. koşmak kolay.
ama bulutların ardındaki, vadinin o en sonundaki duvarda birden fazla emrsag sureti var.
aynı salaklıkla, her seferinde o taş duvara son sürat toslamakta.
aynı salaklıkla, kendi ağırlığı kendine engel, gene dağ bayır tırmanmakta.
ve yol boyu aklında rüzgar var, çünkü aşağı koşarken rüzgar fısıldar;
seviliyorsun emrsag, sevileceksin emrsag.
bilin ki rüzgarlar duvarların yalancısı,
emr sag
Perşembe, Ağustos 27
fena
şiir olsun diye değil, not almak için yazıyorum;
çok kızgınım kendime,
beyinsiz olduğum için,
aptal olduğum için
saf olduğum için
salak olduğum için
bu kafada kalmaya inat ettiğim için
inanılmaz kızgınım
emr sag
çok kızgınım kendime,
beyinsiz olduğum için,
aptal olduğum için
saf olduğum için
salak olduğum için
bu kafada kalmaya inat ettiğim için
inanılmaz kızgınım
emr sag
Çarşamba, Ağustos 26
gene itiraf
seni istedikçe,
ben istediğimi anlattıkça,
buna dair yazılar yazdıkça;
senin daha da uzaklaşacağını,
ardını dönerek koşarak kaçacağını ne kadar bilsemde;
ben gene burnumun dikine gideceğim,
gene emrsag olup,
gene yazacağım,
her yazdığımın seni uzaklaştırdığını bile bile,
günümüzde değer görmese dürüstlük,
dürüst kalmak için,
son yazım kesin kayboluşuna dair olana dek,
geldikçe/biriktikçe yazacağım,
odun olmayan/olamayan emr sag
ben istediğimi anlattıkça,
buna dair yazılar yazdıkça;
senin daha da uzaklaşacağını,
ardını dönerek koşarak kaçacağını ne kadar bilsemde;
ben gene burnumun dikine gideceğim,
gene emrsag olup,
gene yazacağım,
her yazdığımın seni uzaklaştırdığını bile bile,
günümüzde değer görmese dürüstlük,
dürüst kalmak için,
son yazım kesin kayboluşuna dair olana dek,
geldikçe/biriktikçe yazacağım,
odun olmayan/olamayan emr sag
senet
her boş anında ver elini,
tek başına geçireceğin zamanlarını da paylaş,
yanlız kalacağın zaman da olsun tabi,
benden arta kalan vakitlerde,
amacım sınırları geçmek değil,
aradığım pamuk topraklarda hakimiyet değil,
sen sen ol, ben ise zaten değişmemeye yeminli,
istediğim ortada bir çizgi,
hayatına temas edeyim ki;
mutluluğunun baş sebebi ben olayım,
ve tabiki hayat hep gülmek değil,
dert ve kedere de razıyım,
hayatından ne kadar ayırırsan,
o kadarında var olayım.
bana dair ise;
ceplerim hikayelerle dolu,
zihnim yapılacaklarla,
gezilecek çok yer var,
bir tek sensizlik engel,
emrsag
tek başına geçireceğin zamanlarını da paylaş,
yanlız kalacağın zaman da olsun tabi,
benden arta kalan vakitlerde,
amacım sınırları geçmek değil,
aradığım pamuk topraklarda hakimiyet değil,
sen sen ol, ben ise zaten değişmemeye yeminli,
istediğim ortada bir çizgi,
hayatına temas edeyim ki;
mutluluğunun baş sebebi ben olayım,
ve tabiki hayat hep gülmek değil,
dert ve kedere de razıyım,
hayatından ne kadar ayırırsan,
o kadarında var olayım.
bana dair ise;
ceplerim hikayelerle dolu,
zihnim yapılacaklarla,
gezilecek çok yer var,
bir tek sensizlik engel,
emrsag
Cuma, Ağustos 21
kibrit
sağnak yağsın göktaşları,
kopsun tüm köprülerin halatları,
balta gibi kessin istanbul'u,
ölsün gençlik, yansın gelecek,
hiçlik doğsun doğudan, batıyı sel alsın,
ortasında ben, uzanayım keyifle,
yeterki beni sevmek zorunda olmayan biri sevsin,
başım dizlerinde, dünyanın sonunu izliyim,
benzin olsun tüm denizler,
kibritini ben atayım
emr sag
kopsun tüm köprülerin halatları,
balta gibi kessin istanbul'u,
ölsün gençlik, yansın gelecek,
hiçlik doğsun doğudan, batıyı sel alsın,
ortasında ben, uzanayım keyifle,
yeterki beni sevmek zorunda olmayan biri sevsin,
başım dizlerinde, dünyanın sonunu izliyim,
benzin olsun tüm denizler,
kibritini ben atayım
emr sag
Perşembe, Ağustos 20
vesaire
the evpatoria report - eighteen robins road
hava daha sıcak, yazın son günleri,
gene gecenin demlenmiş saatleri,
elimde bir kutu, karşılıklı solmaktayız,
sebep; düşüncelerin bir tanesi sivrilmiş,
kafamda yüksek ses yankılanmakta,
ya hayır diyemediğin için sonra diyorsan,
eğer samimi olamıyorsan, daha kötüsü olmuyorsan,
ben sevgimden ve saygımdan sabrederken,
sabrımdaki ısrarım can sıkıcı olmaya başladıysa,
ve her çabam zaten sırtını dönmüş seni uzağa itecekse
vesaire
adettendir, gelenektir ve tekrarlayacaktır tabi;
ben sevdim,
ve tabi ki sevilmedim
emr sag
hava daha sıcak, yazın son günleri,
gene gecenin demlenmiş saatleri,
elimde bir kutu, karşılıklı solmaktayız,
sebep; düşüncelerin bir tanesi sivrilmiş,
kafamda yüksek ses yankılanmakta,
ya hayır diyemediğin için sonra diyorsan,
eğer samimi olamıyorsan, daha kötüsü olmuyorsan,
ben sevgimden ve saygımdan sabrederken,
sabrımdaki ısrarım can sıkıcı olmaya başladıysa,
ve her çabam zaten sırtını dönmüş seni uzağa itecekse
vesaire
adettendir, gelenektir ve tekrarlayacaktır tabi;
ben sevdim,
ve tabi ki sevilmedim
emr sag
Cuma, Ağustos 7
budala emrsag, budanan emrsag
yayvan ve yüksek bir ağaç ise zihnim
ve keyif dalları başka kıtalara düşmüşse
o kıtaların sakinleriyle anlaşabiliyorsam eğer
ve o kişiler beni umursamıyorsa
yine de bazı parçalarım yönelmişse onlara
ve ...
... istenildikçe kaçacaksa onlar
ve elde etmenin tek yolu önemsememek,
ilgilenmemek, sevmemek, varlıklarını farketmemek ise
ben uzandıkça kaçacaksa onlar,
ben istedikçe uzaklaşıcaklarsa,
sevilmek ve iyilik istenmemeyi
kötülük ve hakaret sevgiyi getirecekse...
son bahar kapıda,
budama vakti yaklaşmakta
emr sag
ve keyif dalları başka kıtalara düşmüşse
o kıtaların sakinleriyle anlaşabiliyorsam eğer
ve o kişiler beni umursamıyorsa
yine de bazı parçalarım yönelmişse onlara
ve ...
... istenildikçe kaçacaksa onlar
ve elde etmenin tek yolu önemsememek,
ilgilenmemek, sevmemek, varlıklarını farketmemek ise
ben uzandıkça kaçacaksa onlar,
ben istedikçe uzaklaşıcaklarsa,
sevilmek ve iyilik istenmemeyi
kötülük ve hakaret sevgiyi getirecekse...
son bahar kapıda,
budama vakti yaklaşmakta
emr sag
Çarşamba, Temmuz 29
pasta
ilk defa dinlediğim actarus - milkfloat eşliğinde yazılmıştır
dilim dilim karanlık,
lokmalar halinde iniyor mideme,
gece bir bütün pasta,
hayalin üstünde süs,
dilim dilim azalıyor vakit,
benim parçalarım da eşlik etmekte,
dilimde ise eşsiz bir tat,
her zamanki kader keder eşleşmesinden,
biraz lezzet bolca eziyet,
dilimde eriyor gece,
belki soslu,
beklemekten acılı,
müzik eşliğinde,
sindiriliyor bu gece,
emr sag
dilim dilim karanlık,
lokmalar halinde iniyor mideme,
gece bir bütün pasta,
hayalin üstünde süs,
dilim dilim azalıyor vakit,
benim parçalarım da eşlik etmekte,
dilimde ise eşsiz bir tat,
her zamanki kader keder eşleşmesinden,
biraz lezzet bolca eziyet,
dilimde eriyor gece,
belki soslu,
beklemekten acılı,
müzik eşliğinde,
sindiriliyor bu gece,
emr sag
Salı, Temmuz 28
işgal
yabancı güçler sınırlarımdan içeri süzüldü,
işgal altında bedenim,
teslim olmuş halde ve
en basit sözler ile, bir sözünü beklemekteyim,
bedenim sırt üstü yere uzanmış
düğümlenmiş ipler üstümde,
ısrar yolları kapalı,
çözülmesini beklemekteyim,
okurum ve bilirim ki kafan karışık,
kararlar uzanabildiğin noktanın biraz ötesinde,
ama bak ben ise eşik gibi zaten yerdeyim,
ama ısrar yolları bana kapalı,
bende tüm sesler bir olmuş,
her düşünce sana dair,
işgalin altında,
teslim olmuş haldeyim,
gel desin, jnms
özet olarak;
sev beni
emr sag
işgal altında bedenim,
teslim olmuş halde ve
en basit sözler ile, bir sözünü beklemekteyim,
bedenim sırt üstü yere uzanmış
düğümlenmiş ipler üstümde,
ısrar yolları kapalı,
çözülmesini beklemekteyim,
okurum ve bilirim ki kafan karışık,
kararlar uzanabildiğin noktanın biraz ötesinde,
ama bak ben ise eşik gibi zaten yerdeyim,
ama ısrar yolları bana kapalı,
bende tüm sesler bir olmuş,
her düşünce sana dair,
işgalin altında,
teslim olmuş haldeyim,
gel desin, jnms
özet olarak;
sev beni
emr sag
Perşembe, Temmuz 16
böyle mi?
uyudum,
dalarken gündü zaman,
koyu geceye uyandım,
uyudum,
ben yatarken yazdı,
sararmış mevsime uyandım,
uyudum,
rüyamda kraldım,
sürgünde uyandım,
uyudum,
rüyada yanındaydım,
uzağında uyandım,
uyudum,
rüyamda istiyordun,
gerçekte kaçıyordun,
uyudum,
hayaller güzeldi,
sensiz gerçeklerle uyandım,
uyudum,
sevildim,
uyandım,
istenmedim.
emr sag
dalarken gündü zaman,
koyu geceye uyandım,
uyudum,
ben yatarken yazdı,
sararmış mevsime uyandım,
uyudum,
rüyamda kraldım,
sürgünde uyandım,
uyudum,
rüyada yanındaydım,
uzağında uyandım,
uyudum,
rüyamda istiyordun,
gerçekte kaçıyordun,
uyudum,
hayaller güzeldi,
sensiz gerçeklerle uyandım,
uyudum,
sevildim,
uyandım,
istenmedim.
emr sag
Pazartesi, Haziran 15
ağlamıyorum zaten
uğurladım yıldızları, ve bu veda çare olmadı,
saydım sayabileceğim kadar, meşgul kaldı kafam,
bire düşünce yıldızlar ve onu sayarken gözlerim kızarınca,
küller döküldü içimden dışıma, kuraklığım ağladı bu sabah,
sana dair bencilce düşüncelerim yandı kazan kadar kafamda,
küller döküldü yanaklarıma,
emr sag
saydım sayabileceğim kadar, meşgul kaldı kafam,
bire düşünce yıldızlar ve onu sayarken gözlerim kızarınca,
küller döküldü içimden dışıma, kuraklığım ağladı bu sabah,
sana dair bencilce düşüncelerim yandı kazan kadar kafamda,
küller döküldü yanaklarıma,
emr sag
başlık?
boynumda tasma,
ipi elimde,
verecek birini arıyorum,
sorsalar en önemlisi?
derim özgürlük,
kendimi kandırıyorum
aptalın tekiyim,
sancıları arıyorum,
abdal da olamıyorum
yanlızın tekiyim,
hafiften sallanıyorum,
artık saçmalıyorum,
emr sag
ipi elimde,
verecek birini arıyorum,
sorsalar en önemlisi?
derim özgürlük,
kendimi kandırıyorum
aptalın tekiyim,
sancıları arıyorum,
abdal da olamıyorum
yanlızın tekiyim,
hafiften sallanıyorum,
artık saçmalıyorum,
emr sag
Salı, Haziran 9
ısrarla kafiye
gün bana doğmadı, şafak zaten olmadı, gece aralanmadı,
emre dilim dilim doğrandı, bir arada tutan sebep de kalmadı,
gitti fer, elimde gerçekliğin havuzunun tıpası, bu şafak da aydınlatmadı.
biraz daha karanlık koyun yatağıma, çarşaf tamam da sıra yorgan da.
yorgan tamamsa çakalım iki çivi, tahtalar kapansın, olsun küreksiz gemi.
emr sag
emre dilim dilim doğrandı, bir arada tutan sebep de kalmadı,
gitti fer, elimde gerçekliğin havuzunun tıpası, bu şafak da aydınlatmadı.
biraz daha karanlık koyun yatağıma, çarşaf tamam da sıra yorgan da.
yorgan tamamsa çakalım iki çivi, tahtalar kapansın, olsun küreksiz gemi.
emr sag
Pazar, Mayıs 31
hayat
bir ülkenin bir şehrinde,
o şehrin bir yolunda bir kaplumbağa öldü,
öldüğünü ne gören ne duyan oldu,
kabuğunu bir kişi gördü,
gören de unuttu ertesi gün unuttu,
üstünde 10 yıl geçince anlamı,
20 yıl sonra izi kalmadı.
hayat zaten bu kadardı.
emr sag
o şehrin bir yolunda bir kaplumbağa öldü,
öldüğünü ne gören ne duyan oldu,
kabuğunu bir kişi gördü,
gören de unuttu ertesi gün unuttu,
üstünde 10 yıl geçince anlamı,
20 yıl sonra izi kalmadı.
hayat zaten bu kadardı.
emr sag
Çarşamba, Mayıs 27
feryat, figan
söyle emre, lütfen söyle nedir derdin?
konuşurdun eskiden, şimdi neden sessizliğin?
takıldın mı bir yerde ya da yıkıldın mı yere?
ne zaman bıraktık adım atmayı?
yaşadıkça, yarını gördükçe yeter demeyi?
nerede küstük seninle?
neydi küstüren bizi?
tek tahminim;
yanlızlık sonunda yıktı bizi,
emr sag
konuşurdun eskiden, şimdi neden sessizliğin?
takıldın mı bir yerde ya da yıkıldın mı yere?
ne zaman bıraktık adım atmayı?
yaşadıkça, yarını gördükçe yeter demeyi?
nerede küstük seninle?
neydi küstüren bizi?
tek tahminim;
yanlızlık sonunda yıktı bizi,
emr sag
Cumartesi, Mayıs 16
pasif
belli olmasın rotam bu sefer,
çizilmesin planlar kafamda,
gölge yapmayayım geleceğe,
düşeyim yavaşça koltuğa,
sadece oturup izliyeyim olanları,
kader benim için yazsın sevgiyi,
yavaşça uzansın derinlere,
bu sefer elimde kürek olmasın,
ve elime yürek toprağı bulaşmasın,
ağaç gibi yeşersin, kök salar gibi gitsin derine
bu sefer acele olmasın ve acele bitmesin,
emr sag
çizilmesin planlar kafamda,
gölge yapmayayım geleceğe,
düşeyim yavaşça koltuğa,
sadece oturup izliyeyim olanları,
kader benim için yazsın sevgiyi,
yavaşça uzansın derinlere,
bu sefer elimde kürek olmasın,
ve elime yürek toprağı bulaşmasın,
ağaç gibi yeşersin, kök salar gibi gitsin derine
bu sefer acele olmasın ve acele bitmesin,
emr sag
Pazartesi, Mayıs 11
22 yaşın öğrettikleri
her geçen gün,
her yeni bilgi,
her yeni insan götürmüyormuş seni daha ileriye,
ve işte; her yeni bilgi daha çok bilmek değilmiş,
düz mantık da hizmet etmiyormuş insanoğluna.
her yeni şafak mutluluk getirmiyormuş,
geriye de gidiyormuşuz, geriye de gidilebiliyormuş,
vakit her zaman gelişmeyi değil, bazen ve çoğunlukla daralmayı da içeriyormuş
yarın denince hep umut kaplamıyormuş bedeni
kara bulutlarda belirebiliyormuş
zaman hep ilerlemek değilmiş
hep gelişmek, hep daha iyisine ulaşmak değil,
genellikle bıçak gibi kesermiş dilim dilim insanı,
bazı şeyler varmış, tadılmaması gereken
bilinmese daha iyi olacak gerçekler de içeriyormuş hayat
emr sag
her yeni bilgi,
her yeni insan götürmüyormuş seni daha ileriye,
ve işte; her yeni bilgi daha çok bilmek değilmiş,
düz mantık da hizmet etmiyormuş insanoğluna.
her yeni şafak mutluluk getirmiyormuş,
geriye de gidiyormuşuz, geriye de gidilebiliyormuş,
vakit her zaman gelişmeyi değil, bazen ve çoğunlukla daralmayı da içeriyormuş
yarın denince hep umut kaplamıyormuş bedeni
kara bulutlarda belirebiliyormuş
zaman hep ilerlemek değilmiş
hep gelişmek, hep daha iyisine ulaşmak değil,
genellikle bıçak gibi kesermiş dilim dilim insanı,
bazı şeyler varmış, tadılmaması gereken
bilinmese daha iyi olacak gerçekler de içeriyormuş hayat
emr sag
Cuma, Mayıs 1
müslüman ağaç
cami külliyesinde ağaç olsam,
gece boyu şadırvanın sesi ninni,
serin bir gölge olsam,
rüzgar esse inceden,
gün batarken en çok ben izlesem,
boyum uzun,
güneşi ilk ben görsem,
minareyle yarışta hep ben geçsem,
uzun bir ağaç olsam
uzun yaşasam,
emr sag
gece boyu şadırvanın sesi ninni,
serin bir gölge olsam,
rüzgar esse inceden,
gün batarken en çok ben izlesem,
boyum uzun,
güneşi ilk ben görsem,
minareyle yarışta hep ben geçsem,
uzun bir ağaç olsam
uzun yaşasam,
emr sag
Salı, Nisan 28
istek listesi
düş yerden göğe,
yağmur topraktan buluta yağsın,
şafakta batsın güneş,
saatin camı çatlasın,
mevsim kışa dönsün yeniden,
dışarsından daha sıcak olsun içim,
zaman veresiye yazsın,
bir kaç gün geri alınsın takvim,
hatalarımızı tekrarlayalım,
gene aynı aptallıkla geçirelim günleri,
hatlarımıza sadık kalalım,
başa sarabilelim rüyalarımızı,
tekrar tekrar izleyelim,
kuklaların ipleri elimizde olsun birkaç dakika daha,
sevdiğimiz şarkı ilk kez bir daha çalsın,
bir daha keşfedelim,
gündüz olmasın,
gece de olmasın,
vakit şafak kalsın,
huzurlu kalalım biraz daha.
emr sag
yağmur topraktan buluta yağsın,
şafakta batsın güneş,
saatin camı çatlasın,
mevsim kışa dönsün yeniden,
dışarsından daha sıcak olsun içim,
zaman veresiye yazsın,
bir kaç gün geri alınsın takvim,
hatalarımızı tekrarlayalım,
gene aynı aptallıkla geçirelim günleri,
hatlarımıza sadık kalalım,
başa sarabilelim rüyalarımızı,
tekrar tekrar izleyelim,
kuklaların ipleri elimizde olsun birkaç dakika daha,
sevdiğimiz şarkı ilk kez bir daha çalsın,
bir daha keşfedelim,
gündüz olmasın,
gece de olmasın,
vakit şafak kalsın,
huzurlu kalalım biraz daha.
emr sag
Pazar, Nisan 26
dar zaman, bun* zaman
1
efkarın son demi de damladı elimden yere,
gene gece, gene bir gömlek gibi çıkardım benliği,
o benliğin yeri, dolaptaki nicelerinin yanı,
2
kendimden soyunup, kendimden arındığımda yine aklıma düşen sen oldun,
hayatımdan günler çıkartıp, hafızalar silinince, geri döndüğüm nokta sen oldun,
3
en yeni, en son acı, daha fazla dönüp durmalı çevresinde,
daha fazla tatmalı,
4
aşkın yokluğunu bile özler oldum,
varlığı zaten ihtimal dışı,
aradığım bir gram acı, tutayım avcumda, bakayım gündüz ve gece,
o zaman belki görmem aynaları,
sahi kim dikiyor bunları her yanıma?
bana gerek balta olacak bir acı,
5
belki korku, belki başkasını sevmemeye karar verdin,
yanlışım olsa kızacağım kendime,
sana kızmak zaten ihtimal dışı,
söyle nasıl kabul edilir, söyle nasıl atlatılır?
emre bir gömlek daha çıkartır,
asar dolaba, diğerlerinin yanına,
karşıma gene geçmiş çıkar,
gene silinir bir kaç gün, belki bir kaç ay
6
yarım yamalak yazmalı bu gece
zaten yarım yamalak halim hayatta,
ölmekte milyon hücre,
doğmak istememekte yerine gelecekler,
ve gün saymakta, umutsuz haldekiler,
7
gece koyu,
dar zaman, bun zaman değişmemekte
emre'nin son demi, elinden yere düşmekte
emr sag
(*bun = bun-al-mak kelimesinin kökü olan bun, "bun geldi" şeklinde kullanılabilir, en azından eskiden kullanılırmış)
efkarın son demi de damladı elimden yere,
gene gece, gene bir gömlek gibi çıkardım benliği,
o benliğin yeri, dolaptaki nicelerinin yanı,
2
kendimden soyunup, kendimden arındığımda yine aklıma düşen sen oldun,
hayatımdan günler çıkartıp, hafızalar silinince, geri döndüğüm nokta sen oldun,
3
en yeni, en son acı, daha fazla dönüp durmalı çevresinde,
daha fazla tatmalı,
4
aşkın yokluğunu bile özler oldum,
varlığı zaten ihtimal dışı,
aradığım bir gram acı, tutayım avcumda, bakayım gündüz ve gece,
o zaman belki görmem aynaları,
sahi kim dikiyor bunları her yanıma?
bana gerek balta olacak bir acı,
5
belki korku, belki başkasını sevmemeye karar verdin,
yanlışım olsa kızacağım kendime,
sana kızmak zaten ihtimal dışı,
söyle nasıl kabul edilir, söyle nasıl atlatılır?
emre bir gömlek daha çıkartır,
asar dolaba, diğerlerinin yanına,
karşıma gene geçmiş çıkar,
gene silinir bir kaç gün, belki bir kaç ay
6
yarım yamalak yazmalı bu gece
zaten yarım yamalak halim hayatta,
ölmekte milyon hücre,
doğmak istememekte yerine gelecekler,
ve gün saymakta, umutsuz haldekiler,
7
gece koyu,
dar zaman, bun zaman değişmemekte
emre'nin son demi, elinden yere düşmekte
emr sag
(*bun = bun-al-mak kelimesinin kökü olan bun, "bun geldi" şeklinde kullanılabilir, en azından eskiden kullanılırmış)
Pazartesi, Nisan 13
bitsin
damarımdan kan çekilmiş gibi,
sıkıntı adam boyu, keder dalgaları 30 metre
emre dipsiz kuyuda düşüşte, hala yere değmemekte
duvarlar daralmakta, duvarlar düzleşmekte,
emre bu sefer cidden kendinden geçmekte,
of vur baltayı cellat iplere, bir devir kapansın,
tembellik ve korkunun buzu kanla kaplasın,
emre gene esiri basit kafiyenin,
bir nefes sonra herşey varsın olmasın,
bir nefes ey dostlar, bir nefes
bir nefes alayım, verdiğimde şafak söksün dağ tepe,
belki biter, belki biter, belki biter, hayır bitsin bu gece
emr sag
sıkıntı adam boyu, keder dalgaları 30 metre
emre dipsiz kuyuda düşüşte, hala yere değmemekte
duvarlar daralmakta, duvarlar düzleşmekte,
emre bu sefer cidden kendinden geçmekte,
of vur baltayı cellat iplere, bir devir kapansın,
tembellik ve korkunun buzu kanla kaplasın,
emre gene esiri basit kafiyenin,
bir nefes sonra herşey varsın olmasın,
bir nefes ey dostlar, bir nefes
bir nefes alayım, verdiğimde şafak söksün dağ tepe,
belki biter, belki biter, belki biter, hayır bitsin bu gece
emr sag
Pazartesi, Nisan 6
ayna'nın masalı
geçmiş zamanların birinde bir ayna ve o aynanın bir derdi varmış
ayna yanlız hisseder, yanlızlıktan dert yanar, yanına birini ararmış
o ayna hep dolaşmış, bir sürü insanlarla karşılaşmış,
arkasına düşen yansımaları gördükçe, onları hep kendine benzetmiş
ve hep demiş "ne kadar benziyoruz senle ben" diye,
ama insanlar baktıkça aynaya, kendilerini görmüş,
ve hep kendilerine ve geçmişlerine dönmüş,
aynada yanlız kalmış.
emr sag
ayna yanlız hisseder, yanlızlıktan dert yanar, yanına birini ararmış
o ayna hep dolaşmış, bir sürü insanlarla karşılaşmış,
arkasına düşen yansımaları gördükçe, onları hep kendine benzetmiş
ve hep demiş "ne kadar benziyoruz senle ben" diye,
ama insanlar baktıkça aynaya, kendilerini görmüş,
ve hep kendilerine ve geçmişlerine dönmüş,
aynada yanlız kalmış.
emr sag
Pazar, Nisan 5
engel
sahip olduklarım, olamadıklarıma ulaşmama engel,
bulunduğum noktada taşıdıklarım, gitmek istediğim yere gitmeme,
kullandığım kelimelerden örülü duvarlar, yeni kelimelerin olduğu yerlerin önünde,
eskiden kalan izler ya da önceden sevdiklerim, yenileri sevmeme,
geçmişten kalanlar, yeni riskler almama,
ve geçmiş zamana çivilenen dilimlerim, yeni adımlara
ben gene bana engel,
emrsag, kendine engel
bulunduğum noktada taşıdıklarım, gitmek istediğim yere gitmeme,
kullandığım kelimelerden örülü duvarlar, yeni kelimelerin olduğu yerlerin önünde,
eskiden kalan izler ya da önceden sevdiklerim, yenileri sevmeme,
geçmişten kalanlar, yeni riskler almama,
ve geçmiş zamana çivilenen dilimlerim, yeni adımlara
ben gene bana engel,
emrsag, kendine engel
post-serenat
sana dair çok şey yazsam,
bin şarkı milyon yazı döşensem,
hepsi aynı şekilde söyleyeceklerimin özüyle bitecek;
özür dilerim;
seni ikna edemediğim;
ve kendimi çiğneyip, sözüne karşı gelemediğim;
ve gösterebileceğim son çabaları göstermediğim;
yüzüme vurduğun kapıya yüklenmediğim;
var olduğuna emin olamadığım bu ufak şansı değerlendirmediğim için
özür dilerim.
not: kendinle mutlu olmanı dilerim.
emr sag
bin şarkı milyon yazı döşensem,
hepsi aynı şekilde söyleyeceklerimin özüyle bitecek;
özür dilerim;
seni ikna edemediğim;
ve kendimi çiğneyip, sözüne karşı gelemediğim;
ve gösterebileceğim son çabaları göstermediğim;
yüzüme vurduğun kapıya yüklenmediğim;
var olduğuna emin olamadığım bu ufak şansı değerlendirmediğim için
özür dilerim.
not: kendinle mutlu olmanı dilerim.
emr sag
Perşembe, Mart 26
samimi, itiraf, bardak?
sadece söylenişi güzel olsun diye yazmıyorum bu söylediğimi takip edecek cümleleri;
kendi içimde boşlukların ve fazlalıkların kontrolündeyim
sırtımda kendi eksiklerime faydası olmayan yükler taşıyor
ve çukurlardan kaçıyor gibiyim
(o çukurlar ki parçalanmaktan ve dilim dilim azalmaktan kaynaklanıyor.)
bu yüzden bana birşeyler katacak, boşlukları kapatacak ya da unutturacak
birilerinin ya da birşeylerin peşindeyim.
çünkü fazlalık dediklerim sıkıntı değil başkalarına çözüm olacak şeyler
yazmak ise anlık bir çözüm,
3. bir kişi gibi, gözlemle, kişisel ilişki kurmadan anlatmak gibi;
biraz yükseğe çıkıp geçmişi ve geleceği biraz daha iyi görebilmek,
bir mola alıp, derin bir nefes almak gibi.
uzun tren yolculuğunda, mola verilen küçük köy istayonu gibi
tabi sis basmadıkca ya da gökte bulutlar uçuşmadıkça...
emr sag
kendi içimde boşlukların ve fazlalıkların kontrolündeyim
sırtımda kendi eksiklerime faydası olmayan yükler taşıyor
ve çukurlardan kaçıyor gibiyim
(o çukurlar ki parçalanmaktan ve dilim dilim azalmaktan kaynaklanıyor.)
bu yüzden bana birşeyler katacak, boşlukları kapatacak ya da unutturacak
birilerinin ya da birşeylerin peşindeyim.
çünkü fazlalık dediklerim sıkıntı değil başkalarına çözüm olacak şeyler
yazmak ise anlık bir çözüm,
3. bir kişi gibi, gözlemle, kişisel ilişki kurmadan anlatmak gibi;
biraz yükseğe çıkıp geçmişi ve geleceği biraz daha iyi görebilmek,
bir mola alıp, derin bir nefes almak gibi.
uzun tren yolculuğunda, mola verilen küçük köy istayonu gibi
tabi sis basmadıkca ya da gökte bulutlar uçuşmadıkça...
emr sag
Cuma, Mart 20
yamaç
ben yamacın ucunda,
ayaklarım sallanmakta yamacın ucunda,
dalgalar metrelerce aşağıda ayaklarıma ulaşma çabasında,
bir serin-ılık rüzgar geçmekte üzerimden,
yamacın tepesinden bir bulut inmekte aşağıya,
yaz mutluluğu değil, bahar hüznü yaşanmakta aslında
daha da samimi halim bilir ki aslında hüzün de değil yaşanan
renkler soluk; salt gerçeğin salt yalınlığı yüzünden,
tepeden bir beyaz-gri bulut salına salına inmekte,
farkeden ben rüzgara umudunu bağlamış
ama bulut alçaldıkça grileşmekte ve yavaşça sise dönüşmekte
ben ise atmosferi tek nefeste ciğerine toplamış
ama hala çözümü rüzgarlardan beklemekte,
off aman her söze illa kafiye gerekmiyor ki
kıçı sanki kayalara yapışmış gibi oturmuş kalmışım
burası neresi? cevap: dünyanın son ucu
sanki tek ince dal ben kalmışım,
emr sag
ayaklarım sallanmakta yamacın ucunda,
dalgalar metrelerce aşağıda ayaklarıma ulaşma çabasında,
bir serin-ılık rüzgar geçmekte üzerimden,
yamacın tepesinden bir bulut inmekte aşağıya,
yaz mutluluğu değil, bahar hüznü yaşanmakta aslında
daha da samimi halim bilir ki aslında hüzün de değil yaşanan
renkler soluk; salt gerçeğin salt yalınlığı yüzünden,
tepeden bir beyaz-gri bulut salına salına inmekte,
farkeden ben rüzgara umudunu bağlamış
ama bulut alçaldıkça grileşmekte ve yavaşça sise dönüşmekte
ben ise atmosferi tek nefeste ciğerine toplamış
ama hala çözümü rüzgarlardan beklemekte,
off aman her söze illa kafiye gerekmiyor ki
kıçı sanki kayalara yapışmış gibi oturmuş kalmışım
burası neresi? cevap: dünyanın son ucu
sanki tek ince dal ben kalmışım,
emr sag
Salı, Mart 17
el sallamak üzerine
kış arefesi, yaprak mezarlığı misali,
fazla derine inmemiş izlerini yüzeyden temizledim
aslında derdim de senden çok kendimle
ama bu gece, sana iyi geceler diyebilmek istedim.
beni hangi sınıfa koyarsan koy,
seni uyku diyarlarına ben uğurlamak istedim.
sevgi ya da etkin değil ufak bir iz gibi kalmış,
sanırım ben de ona tutunmak istedim,
hissetiğim hüzün de değil hani,
kendi içimde tekrardan yeni bir yere geldim.
emr sag
fazla derine inmemiş izlerini yüzeyden temizledim
aslında derdim de senden çok kendimle
ama bu gece, sana iyi geceler diyebilmek istedim.
beni hangi sınıfa koyarsan koy,
seni uyku diyarlarına ben uğurlamak istedim.
sevgi ya da etkin değil ufak bir iz gibi kalmış,
sanırım ben de ona tutunmak istedim,
hissetiğim hüzün de değil hani,
kendi içimde tekrardan yeni bir yere geldim.
emr sag
Pazartesi, Mart 16
birinci ihtar
ben dediğim bir araya gelmiş bir kaç damla sıvı,
kirli bir küvetin içinde kendi halinde dalgalanır,
şimdi ise dipteki tıpa çekilmiş gibi,
hortumlarla, girdaplarla çalkalanır,
ben ise tam bir salak;
anca bok yolunda aklanır ve akıllanır,
emr sag
kirli bir küvetin içinde kendi halinde dalgalanır,
şimdi ise dipteki tıpa çekilmiş gibi,
hortumlarla, girdaplarla çalkalanır,
ben ise tam bir salak;
anca bok yolunda aklanır ve akıllanır,
emr sag
Cumartesi, Mart 14
derin
gel soğuk metal, göster merhametini,
bu gece dar, aç havadar delikleri
hayır sen değilsin bu darlığın sebebi
sahne de oynayan da benim,
kafam kopmuş gibi, hissizleşmekte cesedim,
ama hayır, giyotini kuran ipi kesen de benim
emr sag
bu gece dar, aç havadar delikleri
hayır sen değilsin bu darlığın sebebi
sahne de oynayan da benim,
kafam kopmuş gibi, hissizleşmekte cesedim,
ama hayır, giyotini kuran ipi kesen de benim
emr sag
Cuma, Mart 13
melankoli mesaisi
hissettiğim soğuk bir esinti,
belki yanlızlığın belki gecenin etkisi,
etki ise karanlığın içime işlemesi,
geride bıraktığım zekamın belirtisi,
geleceğin geçmişe sabitlenmesi,
ben ise keşkelerin esiri,
anım ise melankolinin mesaisi.
emr sag
belki yanlızlığın belki gecenin etkisi,
etki ise karanlığın içime işlemesi,
geride bıraktığım zekamın belirtisi,
geleceğin geçmişe sabitlenmesi,
ben ise keşkelerin esiri,
anım ise melankolinin mesaisi.
emr sag
Perşembe, Mart 12
tsunami
açığa düştü gök taşı
anca şimdi geliyor dalga,
sen de sevemedin sonuçta
bundan sonra sevemez beni dünyadan biri
ben kurayım uzaklara kalemi
dev şatomda tek başıma
kimse de istemez ki
gel gece, gel dalga örtün kaplayın beni,
bir nefesim kesilse, kesilir hissettiklerim,
korkum örter anı,
korkma emre, emrelikten çıkmaya az kaldı
emr sag
anca şimdi geliyor dalga,
sen de sevemedin sonuçta
bundan sonra sevemez beni dünyadan biri
ben kurayım uzaklara kalemi
dev şatomda tek başıma
kimse de istemez ki
gel gece, gel dalga örtün kaplayın beni,
bir nefesim kesilse, kesilir hissettiklerim,
korkum örter anı,
korkma emre, emrelikten çıkmaya az kaldı
emr sag
Çarşamba, Mart 11
kişisel not
insan ne dilediğini söylerken dikkat etmeliymiş,
bakalım emrsag 23 Şubat'ta yani bundan 16 gün önce ne demiş;
ve diledikleri nasıl gerçek olmuş;
bir porsiyon karanlık
bakalım emrsag 23 Şubat'ta yani bundan 16 gün önce ne demiş;
ve diledikleri nasıl gerçek olmuş;
bir porsiyon karanlık
bu gece dar geldi, daha derinini getirin,
bu keder de bitti, yenisini getirin,
efkarım tükendi, dizin yeni dağları önüme,
kuyunun da sonu, sarılın küreklere,
gömün beni daha derinlere,
emr sag derinlerden bildirdi.
Pazar, Mart 8
salt
gece boyu sen uyurken,
rüyalarının başında nöbet bekledim,
ve şafak vakti, güneş doğarken
seni ışığa emanet ediyor,
hayallerinle uykuya dalıyorum.
emr sag
rüyalarının başında nöbet bekledim,
ve şafak vakti, güneş doğarken
seni ışığa emanet ediyor,
hayallerinle uykuya dalıyorum.
emr sag
laflar, hayaller
hayatın bereket çeşmelerinden güzellik akıyor,
ben buna dair her şeyi yazsam ve anlatsam,
bin kelime yazsam, biner betimlemeyle bin hikaye yazsam,
dilime gelen herşeyi yazsam, hepsinden yüzer yüzer çoğaltsam,
bir anda içimden geçenleri anlatabileyim diye umsam,
o umutlar bulut olsa, o bulutları derin iç çekişler taşısa,
gene yağmur yağsa, hüzünsüz olanından
yazın yağanından, ılık ıslatanından,
bir dudak bükülse, kenarlarından üste,
zaman gece ya da gündüz olsa farketmese,
zihnim kafamdan bir beş karış daha öteye gitse,
şu anda zamana bir çivi çaksak,
o çivi tüm fezayı delse,
ucu da biz istedik diye sonsuza değse
klişeler benim için ilk kez söylenmiş kabul edilse,
bu vakitler çok güzel,
bu vakitlerin bereketi çok olsa
hiç biri olmadıysa; bir dudak bükülse,
sebebi ben olsam,
mutluluğa doysam.
emr sag
ben buna dair her şeyi yazsam ve anlatsam,
bin kelime yazsam, biner betimlemeyle bin hikaye yazsam,
dilime gelen herşeyi yazsam, hepsinden yüzer yüzer çoğaltsam,
bir anda içimden geçenleri anlatabileyim diye umsam,
o umutlar bulut olsa, o bulutları derin iç çekişler taşısa,
gene yağmur yağsa, hüzünsüz olanından
yazın yağanından, ılık ıslatanından,
bir dudak bükülse, kenarlarından üste,
zaman gece ya da gündüz olsa farketmese,
zihnim kafamdan bir beş karış daha öteye gitse,
şu anda zamana bir çivi çaksak,
o çivi tüm fezayı delse,
ucu da biz istedik diye sonsuza değse
klişeler benim için ilk kez söylenmiş kabul edilse,
bu vakitler çok güzel,
bu vakitlerin bereketi çok olsa
hiç biri olmadıysa; bir dudak bükülse,
sebebi ben olsam,
mutluluğa doysam.
emr sag
Cumartesi, Mart 7
uyku
zaman daha çabuk geçer belki,
hem kim bilir? kimdedir rüyaların kalemi,
kimleri çizer zihnin üstüne,
off, of. keder bastı zaten son andan beri,
izin çıktı sol yanımda,
sızlıyor inceden,
en iyisi atlamalı zamanda,
koyu laci denizlere dalmalı,
hem kim bilir dalgaların hakimi kimdir,
köpüren sular arasında kimi getirir,
emr sag
hem kim bilir? kimdedir rüyaların kalemi,
kimleri çizer zihnin üstüne,
off, of. keder bastı zaten son andan beri,
izin çıktı sol yanımda,
sızlıyor inceden,
en iyisi atlamalı zamanda,
koyu laci denizlere dalmalı,
hem kim bilir dalgaların hakimi kimdir,
köpüren sular arasında kimi getirir,
emr sag
Cuma, Mart 6
yeniden kendime
halının altına süpürdüklerim,
biraz sırt çevirip, bazılarını görmezden geldiklerim,
masada karşı karşıya oturanlarım,
gece zombi, gündüz mülayim olanlarım,
vampir yanım, oyuncu tarafım,
havada süzülen tüm adalarım,
toplanın.
emr sag
biraz sırt çevirip, bazılarını görmezden geldiklerim,
masada karşı karşıya oturanlarım,
gece zombi, gündüz mülayim olanlarım,
vampir yanım, oyuncu tarafım,
havada süzülen tüm adalarım,
toplanın.
emr sag
Salı, Mart 3
bir porsiyon emrsag
kelimeler, gücüm kadar emrediyorum,
gelin, toplanın bu gece,
bu gece emre bir zamk arıyor,
parçalarım düşüyor fezadan,
gelin bir arada tutun,
bu gece, bin emre bire düşüyor,
hadi,
kuraklığın sonu geliyor,
geceyi boydan boya tek bir çizgi çiziyor,
gök yarılıyor ve semadan renkler yağıyor,
off olmuyor,
her parçam gene bana dönüyor
ama; kelimeler eksik kalıyor.
emrsag
gelin, toplanın bu gece,
bu gece emre bir zamk arıyor,
parçalarım düşüyor fezadan,
gelin bir arada tutun,
bu gece, bin emre bire düşüyor,
hadi,
kuraklığın sonu geliyor,
geceyi boydan boya tek bir çizgi çiziyor,
gök yarılıyor ve semadan renkler yağıyor,
off olmuyor,
her parçam gene bana dönüyor
ama; kelimeler eksik kalıyor.
emrsag
Cuma, Şubat 27
ben var ingilizce saçmalamak
collect the trash in your mind, create your dream,
give me a little role in, let me be a part of it,
you may dream of somebody else, i don't care,
give me a little time, lend me a little part in it,
two seconds are enough for one little kiss,
you don't have to feel it, share a chick, let me feel a little bit
emr sag
give me a little role in, let me be a part of it,
you may dream of somebody else, i don't care,
give me a little time, lend me a little part in it,
two seconds are enough for one little kiss,
you don't have to feel it, share a chick, let me feel a little bit
emr sag
Pazartesi, Şubat 23
bir porsiyon karanlık
bu gece dar geldi, daha derinini getirin,
bu keder de bitti, yenisini getirin,
efkarım tükendi, dizin yeni dağları önüme,
kuyunun da sonu, sarılın küreklere,
gömün beni daha derinlere,
emr sag
bu keder de bitti, yenisini getirin,
efkarım tükendi, dizin yeni dağları önüme,
kuyunun da sonu, sarılın küreklere,
gömün beni daha derinlere,
emr sag
Salı, Ocak 13
selam ayna, ben geldim
ah evet malesef konuşacak herkesin işi vardı, ya da canları sıkılmıştı artık. haklı gibilerde aslında sıkılmakta. neyse,
evet malesef konuşacak herkesin işi vardı ve konuşmak istediğim son kişiyle konuştum. yani sürekli kafadaki çok seslilik değildi bu, en klişe laf ile aynadaki yabancı ileydi. yani gözler, çene, seyrek sakallımsı varlıklar, kollar hepsi hepsi yabancı gibi
örtüşmüyor. yani
kelimeler bitti.
sağolun dostlar tanıdığınız bir emre var sanırım, ama ben o değilim.
tanımayanlar içinse dert yok zaten, ben zaten yabancı biriyim.
biraz daha kelimem var sanırım;
yani ayna sanki bir cam, karşıda bir palyanço var her hareketimi taklit eden, ve ben ne düşünüyorsam onu düşünmeyen.
ne zamandır aynaya bakmıyordum ben? yani bakıyordum da görmüyordum.
kayıp ki ne kayıp, ayıp ki ne ayıp.
tamam asosyalim belki, fazla insan ile görüşmüyorum bu kesin, ama görüştüklerimin bile tanıdığı kişinin ben olduğumdan emin değilim. bu kimim ben? bunalımı değil. önceliklerim -uygulamasam da- sıralı, sevdiklerim belli sevmediklerim. sadece sanırım o kadar asosyleştim ki kendimden bile uzaklaştım. kendimden dediğim sizlerin bildiği yüzüm filan yani cesedim.
kasıtlı mı yapıyorum diye de düşündüm hani, belki seviyorum kendime dert çıkarmayı filan. bu o durumlardan biri değil, en azından zihnimdeki renkleri öyle değil. o dertler mavi kartonda olurdu hep, mavi karton üzerine kağıttan duvarlar filan.
artık renkler de yok sanki.
kısacası ben sizin gördüğünüz kişinin kim olduğunu tanımıyorum.
ve bundan dolayı üzülmüyorum bile. üzülemiyorum ya da.
neyse, zaten okuyan da yok. yani okuması gereken kişiler okumuyor. (evet sen birtan, kardeş müsfettesi)
emrsag ya da herneyse.
evet malesef konuşacak herkesin işi vardı ve konuşmak istediğim son kişiyle konuştum. yani sürekli kafadaki çok seslilik değildi bu, en klişe laf ile aynadaki yabancı ileydi. yani gözler, çene, seyrek sakallımsı varlıklar, kollar hepsi hepsi yabancı gibi
örtüşmüyor. yani
kelimeler bitti.
sağolun dostlar tanıdığınız bir emre var sanırım, ama ben o değilim.
tanımayanlar içinse dert yok zaten, ben zaten yabancı biriyim.
biraz daha kelimem var sanırım;
yani ayna sanki bir cam, karşıda bir palyanço var her hareketimi taklit eden, ve ben ne düşünüyorsam onu düşünmeyen.
ne zamandır aynaya bakmıyordum ben? yani bakıyordum da görmüyordum.
kayıp ki ne kayıp, ayıp ki ne ayıp.
tamam asosyalim belki, fazla insan ile görüşmüyorum bu kesin, ama görüştüklerimin bile tanıdığı kişinin ben olduğumdan emin değilim. bu kimim ben? bunalımı değil. önceliklerim -uygulamasam da- sıralı, sevdiklerim belli sevmediklerim. sadece sanırım o kadar asosyleştim ki kendimden bile uzaklaştım. kendimden dediğim sizlerin bildiği yüzüm filan yani cesedim.
kasıtlı mı yapıyorum diye de düşündüm hani, belki seviyorum kendime dert çıkarmayı filan. bu o durumlardan biri değil, en azından zihnimdeki renkleri öyle değil. o dertler mavi kartonda olurdu hep, mavi karton üzerine kağıttan duvarlar filan.
artık renkler de yok sanki.
kısacası ben sizin gördüğünüz kişinin kim olduğunu tanımıyorum.
ve bundan dolayı üzülmüyorum bile. üzülemiyorum ya da.
neyse, zaten okuyan da yok. yani okuması gereken kişiler okumuyor. (evet sen birtan, kardeş müsfettesi)
emrsag ya da herneyse.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
fall
on and on the strain beauty from afar help is on its way i know you love to fall days of yester-autumn last time we were free from worries t...
-
kırıntılarla yaşadım ya, saysan 13 sene boyunca sen varken de yokken de ulaşılmaz durdukça tutundum tanıdık ne varsa, tatlısından çok acısıy...
-
vakitin incelttiği özlemin kırdığı kum saatiyim ben kum aktı, ruhum ve kanım çekildi ellerimden üşüyorum umudun ve sıcaklığın geçti bu aşkın...
-
on and on the strain beauty from afar help is on its way i know you love to fall days of yester-autumn last time we were free from worries t...