Çarşamba, Ekim 31

nedensiz sevmek ve yan etkileri

ben dala tutundum, bırakmadım ve zaman aktı
neredeyse herşeyi erittide geriye tek bir şey bıraktı
ben inceldim dal inceldi, kırılmak yakındı
bunca zaman aradığım şey ise sıcakcık bir bakıştı
ama aynalar bile veremedi ki bana o bakışı
şimdi sular boyumda, az sabır geçer bu sıkıntı

sonra sen belkide sıkıldığın ilgimden kurtulmuş
ben ise bilinmez, bir daha ne zaman ve nerede karaya vurmuş.

emr sag

bir emr sag manifestosu!

siz dünyadasınız ve karada
ben ise denizde yaşıyorum
belki de tam tersi ben kara siz deniz
oradan görünmüyor bura,
farklıyız aslında, farklı akıyor farklı nefes alıyor ve tamamen farklı yaşıyoruz
ama ya deniz kızına ya da kalelerin prenseslerine takılıyor gönül,
kafayı uzatıyor ya da suya sokuyor öylece izliyorum,
nefessiz kalıyorum,
davet ediyorum,
ama sanırım davetim, balığı karaya, insanı dalmaya davet etmek gibi,
güzel ya da değil, sadece size göre değil, sizden değil

farklıyım, üstün daha iyi daha güzel daha birşey değil
sadece farklı
sizin gibi yaşamıyorum ben,
sizin gibi hissetmiyorum

emr sag

bir dost sohbetinden kesitler.

ufak bir şey denemek istedim;

"...yani anlamsız şekilde çok seviyorum, kendime bile açıklayamadığım şekilde çok,
sonra kendi kabıma sığamıyor,
taşanlarla da ne yapacağımı bilemiyorum."

"...neden uğraşıyorum?; onun içinde var olan 2. güneşimin neden bana böyle parladığını anlamak için"

emr sag

Pazartesi, Ekim 29

ben sevmem, bilmem sen çay sever misin?

gece demlik oldu, ben çay oldum
boğazıma kadar sıcak sular, geceye dem oldum
sızdım, taştım, piştim suya renk oldum
ben bir yapraktım, şimdi bir bardak oldum.

emr sag

Pazar, Ekim 28

ode (serenad)

bu bedene sevmek hep kader, hep keder,
çok yar sevdim ama hepsi başkalarının elindeler.
şarkılar bile söylettirdiler ritmi bozuk bedene
duyan olmadı, bir tanesini bile dinlemediler.

emr sag

Pazar, Ekim 21

küçük aşk parçacığı üstüne bir saçmalama

bu sefer anlatmak zor, bu sefer duygular aştı beni, benim çapımı,
çok geldi anlaşılan, olanları sindirip anlatamadım.

denge kaybıyla geldin gene, bir iki günüm kendimde değildim, odadan çıkmadım, hiçbirşey yapmak gelmedi içimden,
sonra gene bi karışık, anlamadım anlatamadım.

sonra bir istek, birşeyler yapma dikkatini çekme isteği,
sonra kuşku acaba zaten bir ilişkin var mı?

sonu bir msn iletisi, seni aşka küstürmüşler,
benim ise inandıracak mecalim, isteğim, arzum ve cesaretim kalmamış

aşk bu sefer teğet geçti,
belki geldi kapımı çaldıda, ev sahibini bulamadı.
bu sefer aşk benden vazgeçmedi,
ben aşktan vazgeçtim.

emr sag

Pazar, Ekim 14

eski zamanların şiiri

sevmek güzeldi
unutmak yaraydı
benim güzel olduğum zamanlar
beni bir arada tutan bir yâr vardı

biz ki o yârın yamacında bekledik
onu belki getirecek duaları ezberledik
hep katıksız ümit ettik, hevesle bekledik
ağaç olduk meyve verdik, çürüyüp dalda kaldı

geçmiş zamanlarda bir aşık, bir emre vardı
anlatamazdı derdini de yazılar yazardı
yazardı da okutmaya korkardı
sevilmedi boğazına bir düğüm dadandı

emr sag

bir emr sag masalı

kocaman zamanlara emr sag bir damla ağlamış,
koca istanbul bu damlanın yarısından oluşmuş,
o damla yere düşünce yeri azıcıkta göğü burkmuş,
7 tepe, 2 köprü böylece oluşmuş,
ama bir damla fazla gelmiş
damlanın kalan yarısı, artanı ise boğaz olmuş
kocaman zamanlar hep akmış gitmiş.

emr sag

Çarşamba, Ekim 10

buna başlık yok

dünya uzayda döndü gitti
o gene pervane, döndü aşkı etrafında
bu kul kaldı ayaz soğuk boşlukta
zaman gene aktı gitti
kavuştu akrep yelkovanına
bu boğaza ise kumlar yığılmakta

emr sag

aşkımı bulutlara saldım

baktım burda basınç fazla
ben burada dayanamadım
aşkımı bulutlara saldım
tekrar dünyaya dağıldım

emr sag

balon hayaller


rüzgarlıydı hava. titriyordu kırmızı balon delice, ipi olabildiğine gergin, titriyor sallanıyor sonra net bir şekilde, bir anda konumu değişiyordu.
kırmızıydı balon, belli ki ruhu hassastı inceydi ve uçmak istiyordu, ipi bir çocuk parkına bir salıncak demirine bağlıydı ama, uçamıyordu.
pek güzeldi, gider salıncağa oturur saatlerce balonu izlerdi.
sonra bir gün farketti ki sadece balona bakıyordu, çevresinin farkında değildi,
balonun çevresiyle ne kadar tezat içinde durduğunu görememişti hiç,
dünya siyah ve beyazdan ibaretti, balon kırmızıydı kendisi ise ince bir çizgiydi,
eli bile yoktu ki balonu nası tutsun
tutmak istese patlardı
ki zaten balon bu dünyaya ait değildi, ve büyük resime baktığında tutsaktı
ipi tuttu
tutamadı kesti
balon uçtu gitti

emr sag

basit

dostlar sordu "değer miydi?" diye
evet deymişti vaktinde
üstünden evvel zaman geçmiş heralde
bulamadım bugün yerinde.

emr sag

5 | (son) durum (hata) raporu

kendisinden bir daha haber alınamadı

tam uzandığım yerde bin metrelik bir çukur, ve ben o çukurdayım
tüm dünya dönüyor ve dünya ayakta, ben duruyorum ve yataktayım

emr sag

Salı, Ekim 9

bu beden benim değil

kollarım ellerim olduğundan hafif
bu beden benim değil.
hücrelerim pusula;
çekirdeklerim sana doğru,
damarlarım pusula;
hücrelerim sana doğru,
bedenim pusula;
damarlarım sana doğru,
dünyam pusula;
bu bedenin yönü sana doğru.
ama bu beden artık benim değil.
ben artık burada değilim.

emr sag

Pazartesi, Ekim 8

4

beynim yorgun, ruhum yorgun
zımpara gibi geçiyor üzerimden zaman
bilmiyorum? ne oluyor o tarafta,
ama bu taraf karman çorman
görebildiğim ufuk, bilebildiğim sen bomboş
hayaller kaymaya, doldurmaya çalışıyorda
ben direniyorum, iki yaka arasında
direndikçe beynim yorgun, ruhum yorgun
zımpara gibi geçiyor zaman.

emr sag

Cuma, Ekim 5

bana ne yaptı?

zaman beni eritti, geriye az şey bıraktı
kalanı ilk müptela sonra esir eyledi

iki dudak arasına bir kilit taktı
sözlerimi ve beni, bedene hapseyledi

gözümü kapasam da bir görüntü bıraktı
beni bir resme, bir bakışa esir eyledi

çok yazdırdı ama az söyletti
kilitli dudaklardan sızanlara mahkum eyledi

güne kelepçe taktı, geceyi serbest bıraktı
zamana dur dedi bir ana esir eyledi

beni kıydı, dilimledi ve biraz da eskitti
kumdan kalelere veliaht eyledi

emr sag

Çarşamba, Ekim 3

önemli not

kısa kısa yazıyorum ya,
lütfen sanma ki o sözcükler boyu seviyorum aslında seni,
ölçmek olanaksız, bir göl ya da bir kumsal gibi sonuçta
damlasa bardak kadarım doluyor, kağıda döküyorum,
avcuma toplasam taşıyor, avuç avuç kağıda döküyorum,
hep böyle kesik kesik, düşünüyor ve hissediyorum,
bir adım, on nefes, ve sonra bir adım daha,

emr sag

yelkenler fora!


bu limanda fazla kaldık anlaşılan,
toprak ana hiddetli, karardı havalar,
rüzgar kuvvetli esiyor karadan,
benim ufak teknemin yelkenleri doldu,
çek demiri kaptan!
ya yolculuk yakın ya da yırtılacak kaftan.

emr sag

Salı, Ekim 2

anka kuşunun aşka duruşu

zaman olur ölürüm
ama yeniden doğarım
güneşin dibindeyim yanarım
küllerimden yeniden doğarım
kırılırım, kendimden dışarı taşarım
bir umutla yeniden toplar kendimi
gene sana sunarım.

emr sag

sözler yabancı, anlam hala aynı

every lady within the clothes, white
if they walks a bit kind,
my mind completes the scene with clouds, white
if there is a little chance
the lady walks through me is you are

emr sag

3

kalan kumlardan kaleler yaptım
ve hepsinin prensiydim aslında
ve sen geldin, bakmadan gittin
yıkıldı hepsi bir hüzün dalgasında .

emr sag

fall

on and on the strain beauty from afar help is on its way i know you love to fall days of yester-autumn last time we were free from worries t...